ÇİN’E HAMMADDE SATANLARA KÖTÜ HABER
ÇİN’in talebinin düşmesi dünyada petrol, doğalgaz ve endüstriyel metal fiyatlarını kaçınılmaz biçimde aşağı çekecek. Yani bardağın dolu tarafında iyi bir haber var. Bu durum Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin enflasyonunu düşürmek için bir fırsat yaratacak. Ancak Brezilya, Avustralya, Güney Afrika ve Körfez ülkeleri gibi gelirini hammadde ihracatından kazanan ekonomiler için Çin’deki yeni tablo tam bir yıkım anlamına geliyor.
DÜNYAYA DAMPİNGLİ MAL AKIYOR
İÇERİDE perakende satışları yüzde 1’e kadar çakılan Çin, çarkları döndürmek için dünyaya yöneldi ve haziranda ihracatını yüzde 27 artırdı. Çin’in iç pazarı perakende satışlarda yüzde 1 büyüyerek adeta donarken, haziran ayında ihracatını yüzde 27 artırması bir mucize değil, soğukkanlı bir makro-ekonomik operasyonun sonucu. Pekin, ekonomik krizi aşmak için halkına para dağıtıp tüketimi körüklemek yerine, parayı fabrikalara gömüp üretimi fonladı. İçeride tüketilmeyen o devasa üretim fazlası, devlet destekli ucuz kredilerle birleşince dünyaya ‘damping’ olarak aktı. Çin bugün dünyaya sadece mal satmıyor; bataryadan elektrikli araca, güneş panelinden yapay zeka altyapısına kadar küresel yeşil dönüşümün anahtarını elinde tutuyor. Batı dünyası gümrük duvarlarını yükselttikçe, Çinli devler köprü ülkeler üzerinden bu duvarların arkasından dolanıyor. Yani Çin, içerideki ekonomik çöküşün faturasını, dünyaya teknolojik bir kuşatma üreterek kesiyor.
TÜRKİYE FIRSATA ÇEVİREBİLİR Mİ?
ÇİN malı ‘ucuz ürün istilası’ tehlikesi, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin sanayisi için tam da şu an en büyük risk durumda. Peki, kapımıza dayanan bu ucuz Çin dalgasına karşı Türkiye ne yapmalı? Çözüm ne kapıları tamamen kapatıp içe kapanmakta ne de sınırları savunmasızca açmakta saklı. Türkiye, ‘akıllı korumacılık’ ve ‘stratejik davet’ dengesini kurmak zorunda. Sanayicimizi dampingli Çin mallarına karşı ek vergilerle korurken; Avrupa pazarının gümrük duvarlarından kaçmak isteyen Çinli teknoloji ve otomotiv devlerine ‘Malını satma, gel fabrikanı burada kur’ diyebilmeliyiz. Eğer Çin’in tedarik zincirindeki zayıflamasını, Avrupa’nın hemen yanı başındaki ‘güvenli üretim üssü’ avantajımızla birleştirebilirsek; Pekin’de patlayan bu bomba, Ankara için yeni bir sanayi hamlesinin fitili olabilir.