ABD’nin İran’a yakın bölgelere askerî yığınak yaptığı ve operasyon hazırlıklarını artırdığı yönündeki gelişmeler, sınırlı hava operasyonlarından daha geniş kapsamlı bir bölgesel çatışmaya geçişin işareti olarak değerlendirilebilir mi? Sizce en olası senaryo hangisi?
Savaşın artık yeni bir aşamaya geçtiğini şimdi ise bir yıpratma savaşına dönüştüğünün altını çizen Dr. Hazar Vural, “Özetle bu tablo göz önüne alındığında savaş, kısa ve orta vadede devam edecek gibi görünüyor. Örneğin İran’da stratejik öneme sahip farklı noktaların bombalandığını görüyoruz” dedi ve ekledi:
“Birkaç gün önceki saldırılarda en büyük bombardımanı Tebriz alırken, ondan önce ise Arap nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Huzistan bölgesi hedef alındı. Uzun bir süre boyunca yalnızca Körfez’in girişine, Hürmüz Boğazı’na yönelik saldırıların gerçekleştirildiği de biliniyor. Dolayısıyla, askerî stratejiye uygun bir planlama çerçevesinde savaşın ABD tarafından yürütüldüğünü söyleyebiliriz. Artık savaşın sadece havadan gerçekleştirilen bombardımanlarla sınırlı kalmayacağı, farklı gelişmelerin de yaşanabileceği öngörülüyor.”
KARA HAREKÂTI OLABİLİR Mİ?
“Kara harekâtı, askerî uzmanların da sıklıkla dile getirdiği üzere, rasyonel bir seçenek değil. Çünkü seçim yılında ABD’ye önemli bir kazanım sağlamaz” diyen Dr. Hazar Vural, şöyle devam etti:
“Eğer uzun süreli bombardımanların ardından böyle bir harekâta karar verilirse, İran’ın kendi coğrafyasında savunma yapması sebebiyle ve bölgeye hakim olduğunu da düşünürsek ABD ciddi zayiat verebilir. Şu ana kadar toplam 17 Amerikan askeri hayatını kaybetti. Bu sayının artması, Washington yönetimi açısından çok ciddi olumsuz sonuçlar doğurur. Öte yandan İran’ın kara harekâtına hazırlıklı olduğu ve bölgeye büyük sevkiyatlar yaptığı da gelen haberler arasında yer alıyor. Ancak savaşın kısa ve orta vadede farklı araçlarla devam edeceği senaryosu, şu an için daha rasyonel ve daha olası görünüyor.”
GERİLİM YALNIZCA İRAN İLE SINIRLI DA DEĞİL
Yemen’deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz’deki ticaret yollarına yönelik saldırıları yeniden artış gösterirken, Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle petrol fiyatları mayıs ayından bu yana ilk kez varil başına 100 dolar seviyesini aştı.
Bazı iddialar arasında İranlı askerî danışmanların Husi güçlerine yeni füze sistemleri konusunda eğitim verdiği söyleniyor. İddialara göre İran, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması halinde Husilere Kızıldeniz deniz trafiğini durdurmaları yönünde talimat verdi.
Peki, İran’ın doğrudan İngiltere’yi hedef alan söylemleri ile Husilerin Kızıldeniz’deki faaliyetleri birlikte değerlendirildiğinde, Orta Doğu’daki gerilimin Avrupa’nın güvenliği ve küresel enerji arzı üzerindeki etkileri ne ölçüde büyüyebilir?
Dr. Hazar Vural, “İran'ın henüz tam anlamıyla kullanmadığı müttefikleri Husilerin etki alanında bulunan Babülmendep ve Kızıldeniz hattı da bulunuyor” dedi. Söz konusu güzergâhların küresel ekonomi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Dr. Vural, “Buradan geçen enerji taşımacılığına, küresel finans piyasalarına ve deniz taşımacılığına yönelik etkiler hesaplandığında bunun küresel sonuçlar doğuracağı açıktır. Bu durum, savaşın etkileri ve sonuçları bakımından ABD’ye de olumsuz şekilde geri dönebilir” ifadelerini kullandı.
Yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünyanın bu ticaret koridorlarının güvenliğine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Dr. Vural, “Sadece liman şehirlerine sahip devletler açısından değil, tüm dünya bakımından da bu rotaların açık ve güvenli olması büyük önem taşıyor. Bunun nedeni, söz konusu güzergâhların hem mevcut deniz ticareti için kritik bir konumda bulunması hem de diğer geçiş rotaları üzerinde doğrudan etkiler yaratma potansiyeline sahip olması” değerlendirmesinde bulundu.😒