Çetin Gürel’in ardından
Bizim kuşağın şansı ustalarının olmasıydı
Çetin Gürel...
Benim gazeteciliğimin ilk cümlelerinden biriydi.
Çünkü bu mesleğe başlamama sebep olan iki insan varsa biri Öcal Uluç, diğeri Çetin Gürel’di.
Hayat bazen bir insanın size “Gel bakalım...” demesiyle değişiyor.
Benim hayatım da öyle değişti.
O gün bana kapısını açan insan, bugün ardında yüzlerce gazeteci bırakıp gidiyor.
Gazetecilik farklı bir meslektir.
Muhabirken haberin peşinden koşarsınız. Eğer şansınız yaver giderse...
Sonra müdür olursunuz; Genel Yayın Yönetmeni ya da bir üst düzey bir yönetici...
Çetin Gürel; hepsini, daha fazlasını da oldu.
Patron da oldu; Türkiye’nin ilk haftalık ekonomi gazetesi Gözlem’i kurdu, çok da başarılı oldu.
Çetin abi farklıydı.
Makamları, kapıları, odaları değişti ama haber merakı hep devam etti.
Türkiye’de yönetici olup muhabir kalabilen insan sayısı zaten çok değildir.
O, son örneklerden biriydi.
İZMİR’İ HİÇ UNUTMADI
HEP AYRI YERE KOYDU
Bir şeyi daha çok iyi bilirdi.
İstanbul gazeteciliği ile Anadolu gazeteciliği arasındaki görünmez detayları...
Çünkü Sabah’ın kuruluşunda genel müdür olarak, en tepede görev yaptı ama Anadolu’yu, hele hele İzmir’i hiç unutmadı.
Belki de bu yüzden onun gazetelerinde başarı vardı; çünkü odak noktada her zaman insan vardı.
Düşündüm...
Çetin Abi bana gazeteciliği mi öğretti? Evet ama onun gazeteciliğinde haberin namusu, haberci kalmak vardı.
Ve elbette vefalı olmak...
Bir telefonun bazen bir maaştan daha değerli olduğunu...
Bir cümlenin bazen bir terfiden daha önemli olduğunu...
Hiç beklemediğiniz bir anda arayıp...
“İyi misin?” demeyi de öğretti.
BİZ İKİ KELİME
ÇETİN ABİ DERDİK
Çünkü insan bazen sadece o soruyla ayağa kalkıyor.
Bunu iyi bilenlerdenim.
Bizim kuşağın şansı vardı.
Ustaları vardı.
Bugün mentor diyoruz.
Koç diyoruz.
Biz “Çetin Abi” diyorduk.
Hepsi buydu.
İki kelime...
Ama içinde kocaman bir güven vardı.
Son yıllarda gazetecilik üzerine çok konuşuyoruz.
Yapay zekayı, algoritmaları, tıklanmayı, aboneliği...
Bence gazeteciliğin asıl kaybettiği şey bunlar değil.
Çetin Gürel gibi insanları kaybediyoruz.
Çünkü iyi gazeteciler yetiştiren şey bilgisayarlar değildir.
İyi insanları yetiştiren iyi insanlardır.
ÖNEMLİ BİR KUŞAĞIN
GAZETECİ TEMSİLCİSİ
Bugün bir gazeteciye veda etmiyoruz.
Bir karakteri uğurluyoruz.
Bir gazetecilik ahlakını...
Bir kuşağın ağabeyini...
Ben ise çok sevdiğim bir insanı...
Telefonum artık çalmayacak.
Ama biliyorum...
Ne zaman zor bir karar verecek olsam, içimden yine onun sesi geçecek.
“Deniz... Bence şöyle yap...”
İnsan galiba gerçekten ölünce değil...
Sesini unutunca gidiyor.
Ben o sesi hiç ama hiç unutmayacağım.
Çetin abi nurlar içinde ol.
Çetin Gürel’in gazetecilik anayasası
Çetin Gürel’in uzun meslek hayatına dönüp baktığımda, geriye sadece yönettiği gazeteler değil, birkaç sarsılmaz ilke kalıyor.
Haber kutsaldır.
Gazeteciliğin makamı olmaz. Genel müdür de olsanız, patron da olsanız, haberin peşinden koşmayı bıraktığınız gün gazeteciliğiniz de biter.
İnsanı habere feda etme.
Bir manşet ertesi gün unutulur. Ama kırdığınız bir insanın izi uzun yıllar kalır.
Anadolu’ya tepeden bakma.
Türkiye, birkaç büyük şehirden ibaret değildir. Bu ülkenin gerçek hikayesi, Anadolu’nun sokaklarında yazılır.
Gençlerin önünü aç.
Mesleğin geleceği rakip gördüklerin değil, yetiştirdiklerindir.
Telefonun sadece iş için çalmasın.
Bazen “Nasılsın?” diye açılan bir telefon, en büyük habercilik dersinden daha değerlidir.
Vefayı meslek kuralı say.
Gazetecilik sadece haber üretmek değil, birlikte yürüdüğün insanlara sahip çıkabilmektir.
Karakterini hiçbir unvanın önüne koyma.
Kartvizitler değişir. Makamlar gelir geçer. İnsanların hafızasında kalan, isminizin yanında bıraktığınız duygudur.
Gazetecilik bir iş değil, bir ömür biçimidir.
Meslekten emekli olunabilir. Ama gerçek gazeteci, merakından emekli olmaz.
Bütün öğrettiklerin işin teşekkürler Çetin Abi...😒