ASIL HİKÂYE ŞİMDİ BAŞLIYOR
Yine geçtiğimiz hafta Seraf Vadi, dünyanın en önemli gastronomi platformlarından biri olan 50 Best Discovery seçkisine girdi. Bu elbette önemli bir başarı. Ama bana göre asıl hikâye şimdi başlıyor.
Çünkü bu listeye girmek dünyanın yeme içme otoritelerinin gözünün size dönmeye başladığının ilk işareti.
Biz Türkiye’de uzun yıllardır ödül almayı ya da uluslararası bir listeye girmeyi başarının son noktası gibi gördük. Oysa dünyanın gerçekten kalıcı gastronomi markalarına baktığınızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz.
Yukarıda da bahsettiğim gibi onlar yalnızca restoran kurmuyor. Kültür kuruyor. Yalnızca tabak üretmiyor. Yeni yaklaşımlar geliştiriyor. Çünkü büyük restoranların ortak özelliği sadece iyi yemek yapmaları değil; çevrelerinde yeni bir dünya oluşturabilmeleri. Bugün Da Vittorio, Osteria Francescana, Noma ya da Disfrutar gibi restoranları büyük yapan yalnızca tabakları değil; yetiştirdikleri insanlar, dönüştürdükleri üreticiler, başlattıkları akımlar ve gastronomiye kattıkları yeni bakış açıları.
İnsanlar önce o restoranın yemeklerini konuşuyor. Sonra üreticilerini... Ardından yetiştirdiği şefleri... Akademisini... Yayınlarını... Uluslararası iş birliklerini... Ve sonunda bulunduğu şehre kattığı gastronomi değerini...
İşte gerçek markalaşma tam da burada başlıyor.
Bugün Seraf’ın içli köftesi, mantısı ve lahmacunu artık bu yolculuğun ilk adımlarını atan yemekler. Bunlar insanların özellikle yemek için rezervasyon yaptığı, restoranın adıyla birlikte anmaya başladığı imza lezzetler. Özünü kaybetmeden Türk mutfağını en rafine noktaya taşımanın en iyi örnekleri.
Seraf zaten üreticisiyle birlikte büyüyen, Anadolu’nun reçetelerini kayıt altına alan, genç şefler yetiştiren bir yer. Ama şimdi mesele, bugüne kadar yaptıklarını daha görünür, daha paylaşılabilir ve uluslararası ölçekte daha etkili bir modele dönüştürebilmek. Restoranın şef ortağı Sinem Özler ve tanıdığım en mükemmeliyetçi insanlardan biri olan kurucusu Doğan Yıldırım’ın bu yolculuğu sadece bir restoran başarısı olarak değil, uzun soluklu bir gastronomi vizyonu olarak ele alacağına inanıyorum.