Bu nedenle petrolün uzun süre 100 doların üzerinde kalması, Fed’in planladığından daha geç ve daha sınırlı faiz indirimi yapmasına yol açabilir. Aynı tablo Avrupa Merkez Bankası için de geçerli. Son aylarda dillendirilen “faiz indirim döngüsü” yerini yeniden “daha uzun süre yüksek faiz” söylemine bırakabilir.
Bunun küresel ekonomi açısından üç önemli sonucu var.
Yüksek ABD faizleri doların cazibesini artırıyor. ABD tahvillerinin getirisi yükseldikçe küresel fonlar gelişmekte olan ülkelerden çıkarak yeniden güvenli limanlara yöneliyor. Bu durum gelişmekte olan ekonomilerin dış finansmana erişimini zorlaştırıyor.
Enerji maliyetlerindeki artış sanayi üretimini ve lojistik zincirini baskılıyor. Kızıldeniz’de yaşanan aksaklıklar navlun fiyatlarını yukarı iterken, yüksek petrol fiyatı fabrikadan market rafına kadar bütün maliyet zincirini etkiliyor. Sonuçta büyüme yavaşlıyor, enflasyon ise yüksek kalıyor. Ekonomistlerin “stagflasyon riski” diye tanımladığı tablo yeniden gündeme geliyor.
Merkez bankalarının manevra alanı daralıyor. Faiz indirmek büyümeyi desteklerken enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor; yüksek faiz ise enflasyonu kontrol altında tutsa da ekonomik aktiviteyi baskılıyor.
Petrol şoku bu dengeyi daha da kırılgan hale getiriyor.🤨