Göbeklitepe’yi Londra’nın zihnine yerleştirmek
Londra’daydık.
DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin ve CEO’su Eda Bildiricioğlu’yla Timewalk Exhibition’ın yeni projelerinin galasına katıldım.
Müzecilikte yeni bir dönem başlıyor.
Ben orada sadece Göbeklitepe’yi, Babil’i, Mısır’ı, Maya’yı ve Rapa Nui’yi görmedim.
Bir Türk şirketinin Londra’da “Bizim de söyleyecek bir hikâyemiz var” demenin yeni halini gördüm.
Eskiden kültür ihracı denildiğinde aklımıza başka şeyler gelirdi. Şimdi “Deneyim müzeciliği” deniliyor.
Ben klasik müzeleri severim.
Cam vitrinin önünde durmayı, küçük puntolu açıklamaları okumayı, bir taşın karşısında uzun uzun düşünmeyi severim.
Ama yeni kuşak böyle öğrenmiyor.
Tablet ekranına dokunarak büyüyen çocuklara, “Bak, bu taş 3 bin yıllık” dediğinizde belki saygıyla başını sallıyor.
Ama o taşın arkasındaki insanı gösterdiğinizde; o insanın sesini duyurduğunuzda, şehrin kapısından içeri yürüttüğünüzde iş değişiyor.
Timewalk tam olarak bunu yapıyor. İnsanı hikâyenin içine çekiyor.
Bir anda Babil’in kapısındasınız. Biraz sonra Nil’in kıyısında. Sonra Pasifik’in ortasında, Rapa Nui’nin taş yüzleri size bakıyor.
İşte deneyim müzeciliğinin sırrı burada.
Bilgi, duyguyla birleştiğinde hafıza oluyor.
Göbeklitepe neden Londra’da?
Benim için en önemli soru buydu.
Göbeklitepe’yi Şanlıurfa’da görmek başka; Londra’da görmek başka.
DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin bunu anlatırken çok sade bir cümle kurdu.
“Biz fiziksel bir ürün ihraç etmiyoruz, kültür ihraç ediyoruz.”
Bence günün en önemli cümlesiydi.
Türkiye yıllardır tarihini dünyaya anlatmaya çalışıyor.
Artık mesele yalnızca görünür olmak değil; hatırlanır olmak.
Timewalk’ın yaptığı tam da bu.
Göbeklitepe’yi Londralının zihnine yerleştirmek.