Soğanın acı hikâyesi
Soğan ekmek 100 lira oldu.. Haliyle, son birkaç haftadır Türkiye, soğan fiyatını konuşuyor; "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana" şarkısını dinliyor.
Gıda enflasyonunun simgelerinden biri haline geldi soğan. Kimisi, tek bir soğanın tartıdaki fiyatını paylaşıyor, kimisi pazardaki soğan etiketlerini..
Ve herkes, aynı soruyu soruyor: "Soğan nasıl bu kadar pahalı oldu?"
Haklı bir soru. Çünkü soğan lüks bir ürün değil, mutfağın en temel ürünü. Her tencerede soğan var. Dolayısıyla fiyatındaki her artış, milyonlarca insanın mutfağına doğrudan yansıyor.
Soğan stratejik ürün
Zaten bu nedenle de soğan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği 13 stratejik tarım ürününden biri.
Üretimi de bakanlık tarafından destekleniyor. Ancak buna rağmen, TÜİK verilerine göre kuru soğanda bu yıl, yüzde 13,5 üretimde azalma öngörülüyor.
İşte tüm kıyamet de aslında bu nedenle kopuyor. Peki ne oldu da, Türkiye soğanda kendi kendine yetemez hale geldi? Ne oldu da açığı kapatmak için soğan ithalatının önü açıldı?
Bu soruya yanıt bulmak için filmi biraz geri saralım..
Daha bir yıl önce Hatay ve Adana'da soğan üreticileri meydanlara çıkmaya hazırlanıyordu. Çünkü soğan para etmiyordu. Tarlada kilogram fiyatı 5-6 liraya kadar düşmüştü. Üretici maliyetini çıkaramıyordu. Hasat etmek zarar yazıyordu.
Binlerce ton soğan zararına satıldı. Kimileri tarlada bıraktı. Kimileri borcunu ödeyemedi.
Kimileri de bir sonraki yıl daha az ekmeye karar verdi. Bugünün taşları aslında o gün döşendi.
Şimdi tablo, tersine döndü. Marketlerde soğanın kilosu 50-60 lira. Halk soğan fiyatına tepkili.
Hükümet ise soruna ithalatla çözüm arıyor.
Soğanda ithalat vergisi, yüzde 49,5'ten yüzde 5'e düşürüldü. Irak'tan, Mısır’dan soğan getirilmeye çalışılıyor. Çünkü bu kez soğan, para ediyor.
Çünkü geçen yıl zarar eden üretici bu yıl daha az ekti. Üzerine yağışlar geldi. Bazı bölgelerde mildiyö hastalığı görüldü. Hasat gecikti. Arz daraldı ama üretim maliyetleri ise durmadı. Mazot, gübre, sulama, işçilik, nakliye hepsi zamlandı. .
Yani bugün markette gördüğümüz fiyat etiketi, yalnızca bu yılın değil, geçen yılın da faturası. Peki bu senaryodan çiftçi memnun mu? Yani markette soğan pahalı diye, üretici bu yıl köşeyi döndü mü?
Soğan neden pahalı?
Tarladan yansıyanlara göre ihtiyatlı bir memnuniyet söz konusu. Bursa'nın Yenişehir ilçesinde üretim yapan çiftçi Halil Erdin Doğan, yaklaşık 100 ton soğan hasat etmiş. Ve soğanını tarlada kilogramı 32-33 liradan tüccara satmış. Ama 1 kilogram soğanın maliyetinin de 22-25 lira olduğunu belirtiyor ve "Biz 32 liraya satıyoruz. Bunun nesi pahalı?" diye soruyor.
Ve ardından şu cümleyi kuruyor: "Geçen yıl 5 liraya satıp zarar ettik. Kimse konuşmadı. Bu yıl para edince herkes soğanı konuşuyor."
Bu cümle aslında Türkiye tarımının özeti. Üretici zarar ettiğinde feryadı yeterince dikkate alınmıyor ama üretimde aksaklık yaşanıp, ürün pahalandığında ise herkes aynı soruyu soruyor: "Bu fiyatlar neden arttı?"
Oysa fiyat yalnızca market rafında oluşmuyor. Bir yıl önce tarlada yaşananlar, bir yıl sonra pazardaki etikete dönüşüyor.
Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği'nin (SO-DER) anlattıkları da aynı tabloyu doğruluyor. Dernek Başkanı Reşit Kaya'ya göre Türkiye'de kuru soğanın kilogram maliyeti hasat işçiliğiyle birlikte 15 liranın üzerine çıkmış durumda.
Rakip ülkelerde ise tablo bambaşka. İran'da, Mısır'da, Özbekistan'da üretim maliyetleri bizim neredeyse üçte birimiz seviyesinde.
Dolayısıyla Türkiye, daha üretirken rekabet gücünü kaybetmeye başlıyor. SO-DER'in uyarısı bu nedenle dikkat çekici: "Üretim biterse ne ithalat ne de fiyat regülasyonları açığı kapatabilir."
Soğan üretimi neden azaldı?
Bence asıl konuşmamız gereken yer tam da burası. Çünkü kuru soğan sıradan bir ürün değil. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın planlı üretim sistemi kapsamına aldığı 13 stratejik üründen biri. Üstelik bu sistemin amacı da çok net. Bakanlığın kendi dokümanlarında yazıyor. Arz fazlası oluşmayacak. Arz açığı oluşmayacak. Üretim planlanacak. Fiyat dalgalanmaları azaltılacak.
Bu amaçla üreticiye mazot desteği veriliyor. Gübre desteği veriliyor. Planlı üretim desteği veriliyor. Kuru soğan için bu yıl dekar başına toplam 620 lira destek öngörülüyor.
Peki bugün neyi konuşuyoruz? Arz açığını, ithalatı, fiyat patlamasını… İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Planlı üretim, tam olarak neyi planladı?
Çünkü sistem, tam da önlemek için kurulduğu sorunla bugün yeniden karşı karşıya.
Üstelik Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kendi Tarım Ürünleri Piyasaları Raporu da bugünkü tabloyu aylar öncesinden haber veriyordu.
Raporda, Türkiye'nin kuru soğanda büyük ölçüde kendine yeterli olduğu belirtiliyor.
Ancak aynı raporda, TÜİK'in 2026 yılı ilk tahminine göre üretimin yüzde 13,5 azalacağına da dikkat çekiliyor.
Yani üretimde daralma bekleniyordu. Üstelik raporda üretici fiyatlarının son yıllarda en fazla dalgalanan ürünlerden birinin kuru soğan olduğu da açıkça ifade ediliyor.
Demek ki mesele yalnızca bu yılki yağışlar değil. Mesele, bu dalgalanmaları önleyecek mekanizmaların yeterince çalışmaması.
Belki de en büyük yanılgımız şu: Biz tarımda her krizi, o yılın hava şartlarıyla açıklamaya çalışıyoruz. Kuraklık, don, sel...
Evet, bunların hepsi etkili. Ama geçen yıl zarar ettiği için üretimden vazgeçen çiftçiyi konuşmadığımız sürece aynı filmi yeniden izlemeye devam edeceğiz. Çünkü çiftçi zarar ettiğinde yalnızca para kaybetmiyor. Gelecek yılın üretiminden de vazgeçiyor.
Bugünkü yüksek fiyatların en önemli nedeni de aslında bu. Bugün soğanı konuşuyoruz.
Dün patatesi konuştuk. Bir süre önce limonu konuştuk. Domatesi, elmayı, kirazı...
Liste uzayıp gidiyor. Her üründe aynı döngüyü yaşıyoruz. Ürün bol oluyor. Fiyat düşüyor. Üretici zarar ediyor. Ekim azalıyor. Sonra ürün azalıyor. Bu kez fiyat patlıyor. Ardından ithalat geliyor.
Sonra yeniden başa dönüyoruz. Belki de artık şunu kabul etmenin zamanı geldi. Tarım yalnızca üretim işi değil. Üretimi sürdürebilme işi. Eğer geçen yıl tarlada kalan soğanı yeterince konuşsaydık, belki de bugün sınır kapılarından gelecek soğanı konuşmak zorunda kalmayacaktık.🤨