BU İLETİŞİMSİZLİK YENİ DEĞİL
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da bir açıklama yaptı ve dedi ki...
“Tugay ile herhangi bir iletişimimiz yok. İzmir halkının iradesine uygun hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Aslında bu iletişim kopukluğu yeni de değil.
Uzun bir süredir Tugay ile Özgür Özel arasında da soğuk rüzgârların estiği, İzmir milletvekillerinin sırtını döndüğü ve yalnız bırakıldığı konuşuluyor.
O yüzden “Asla...” değil de; “şimdilik” sözü daha da anlam kazanıyor.
ORMANI KATLEDEN BİR SİLAH... İZMARİT ATMA ATANA SESSİZ KALMA
BİR sigara izmariti...
Ve birkaç dakika sonra binlerce ağacın, yüzlerce canlının, onlarca insanın hayatı değişiyor.
Sonra hep aynı cümleyi duyuyoruz.
“Ben böyle olacağını düşünmemiştim.”
Artık “düşünmemiştim” demenin mazeret olmaktan çıkması gerekiyor.
Dünyanın birçok ülkesi bunu çoktan anladı.
Yunanistan’da sigara izmariti nedeniyle orman yangınına yol açanlar 20 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabiliyor.
İspanya’da yangının büyüklüğüne göre cezalar 10 ila 20 yıl hapse kadar çıkabiliyor.
ABD’nin bazı eyaletlerinde, özellikle Kaliforniya’da, sadece hapis değil; yangını söndürmenin milyonlarca dolarlık maliyetini de sorumludan tahsil edebiliyorlar.
Çünkü izmariti “çöp” olarak görmüyor; potansiyel bir silah olarak görüyorlar.
Türkiye de son düzenlemelerle cezaları ağırlaştırdı.
Ormana yanan sigara atan, ateş yakan ya da benzeri ihmallerde bulunanlar 1 ila 3 yıl hapis, ihmaliyle orman yangınına neden olanlar ise 3 ila 10 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Kasten orman yakmanın cezası ise müebbet hapse kadar uzanıyor. Yasa var. Peki caydırıcılık var mı?
İşte tartışılması gereken soru bu.
Bu yüzden mesele sadece ceza değil.
Mesele toplumsal refleks.
Arabasının camından izmarit atan birini gördüğümüzde dönüp bakmıyorsak; uyarmıyorsak, şikâyet etmiyorsak...
O yangının küçük bir parçası da bize ait oluyor.
Çünkü orman sadece Orman Genel Müdürlüğü’nün değil hepimizin.🤫