YEMEK İŞİN YÜZDE 30’U
Ortaokuldan itibaren her yaz en az bir ay babasının restoranında çalışıyor: “Garsonluk yapar, kasada yemek fişleri sayar, bardaklara meşrubat doldururdum. Mutfaktan ziyade işin işletmecilik tarafındaydım. İşletme kısmı çok önemli. Bugün birçok şef restoranı işletmeciliği bilmediğinden batıyor. Yemek bu işin ancak yüze 30’unu oluşturuyor. 12 yaşımdan itibaren babamın yanında oldum. Bugün işletmelerim büyüyorsa Pizza Venedik’ten ve babamdan aldığım disiplin, Alman mentalitesi ve kültürü sayesindedir.”
İDOLÜM: BABAM
İzmir Amerikan Koleji’ni, sonra Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nü bitiriyor: “Babamı hep idol olarak gördüm. İşletmesinin kapanmasını istemedim. O da sürekli ‘Kapatacağım!’ diye beni korkuturdu (gülüyor) O zamanlar şeflik okulu yoktu. Stajımı Çırağan Oteli’nin mutfağında yaptım. Ardından dünyadaki en iyi gastronomi okullarından New York French Culinary Okulu’na gittim. New York’u seçtim çünkü hem Fransız mutfağını öğrenip hem de dışarıda başka mutfakları da deneyebiliyordum.”🤨