Disney’le dünyayı dolaşıyorum
Besteci, söz yazarı, oyuncu, yönetmen ve yapımcı Lin-Manuel Miranda, “Hamilton” oyunuyla Broadway’e damga vurdu. Amerika’nın kurucu isimlerinden Alexander Hamilton’ın hikâyesini hip-hop, caz, R&B ve klasik Broadway müziğiyle buluşturan Miranda, eseri yazıp bestelemekle kalmadı, sahnede Hamilton’a da hayat verdi. Pulitzer, Tony, Grammy ve Emmy ödüllü Lin-Manuel Miranda, şimdi canlı aksiyon filmi “Moana” ile adından söz ettiriyor. Ünlü isimle yapımcıları arasında yer aldığı ve şarkılarını yazdığı filmi konuştuk.
◊ “Moana”nın dünya prömiyerini, efsanevi Hollywood Bowl’da gerçekleştirdiniz. Nasıl bir deneyimdi?
- Gerçekten bir film sahnesi gibiydi. Her anıyla sinematik bir deneyimdi. Hollywood Bowl’a en son “Encanto”nun canlı konseri için gelmiştim, o gece de olağanüstüydü. Fakat bu kez Disney gerçekten bütün imkânlarını seferber etti. Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın film gösterilirken müzikleri canlı olarak seslendirmesi, bu dünyanın ötesinde bir deneyimdi. Üstelik mekân o kadar büyüktü ki bütün dostlarımızı davet edebildik. Çevremde üniversite yıllarımdan arkadaşlarım vardı. “Hamilton”ın orijinal kadrosundan insanlar vardı. Böylesine büyük bir mekânda hayatınızın geçmişini, bugününü ve geleceğini aynı geceye davet edebiliyorsunuz. Gecenin sonunda gökyüzünü aydınlatan havai fişekler ise bütün bu güzelliğin üzerine gelen son, tatlı dokunuştu.
Disney’le çalışmaktan söz eder misiniz biraz?
- Ben tam anlamıyla bir New York’luyum. Büyüdüğüm mahallede yaşıyorum, hatta oradan ayrılmak istemediğimi anlatan koskoca bir müzikal yazdım. Ama Disney’le çalıştığımda elime adeta dünyayı dolaşabileceğim bir pasaport geçiyor. Kolombiya için, Pasifik Adaları için, Afrika için, hatta denizin altındaki bir dünya için şarkılar yazabiliyorum.
Disney’le ilgili en çok takdir ettiğim şeylerden biri, günümüzde dünyanın farklı kültürlerini saygılı ve doğru bir biçimde temsil etmeyi ciddiye alması. Bu filmlerin dünyanın her yerinde izlendiğini biliyorlar. Üzerinde çalıştıkları her film, beraberinde o kültüre karşı büyük bir sorumluluk getiriyor. Örneğin “Encanto” için Kolombiya müziği üzerine çok kapsamlı araştırmalar yaptık.
İlk “Moana” filminden çok somut bir örnek vereyim. Maui için hazırlanan ilk çizimlerden birinde karakter Dwayne “The Rock” Johnson’a benziyordu ve başı tamamen keldi. Kültür danışmanlarımız hemen itiraz etti: “Kesinlikle olmaz! Maui saçlarıyla ünlüdür. Mana’sını, yani ruhani gücünü saçlarından alır. Mümkün olan en güzel, en gür ve en görkemli saçlara sahip olmalı.” 2026’ya geldiğimizde herkes, “The Rock’ın başında saçın ne işi var?” diye soruyor! Ama bu ayrıntı, hikâyenin kültürel doğruluğu açısından son derece önemli.
Disney’in doğru yansıtmak için büyük özen gösterdiği o kadar çok ayrıntı var ki. Disney filmlerini severek büyümüş biri olarak ben de böyle bir anlayışın parçası olmaktan gurur duyuyorum.