Lezzetin de bir bedeli var
Malum, şeftali deyince akla Bursa gelir. Ama siz de özellikle 40 yaş üzerindeyseniz, “Ah nerede o eski şeftalilerin tadı?” diyenlerden misiniz?
Aslında mesele sadece şeftali değil. Kayısı, domates, salatalık, kavun... Listeyi uzatmak mümkün. Hep aynı cümleyi kuruyoruz: “Eskiden daha lezzetliydi.” Peki gerçekten öyle mi? Yoksa biz fark etmeden lezzetten başka şeyleri tercih etmeye mi başladık?
Bursa Şeftalisi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescilli. Hâlâ güçlü bir coğrafi kimliğe sahip. Bursa’nın alüvyonlu toprakları, denizden gelen hava akımları, dağların oluşturduğu mikro iklim ve hafif rüzgârları bugün de şeftali yetiştiriciliği için dünyanın en elverişli bölgelerinden birini oluşturuyor. Kısacası doğa üzerine düşeni hâlâ yapıyor. Değişen ise doğa değil, bizim seçimlerimiz.
Geçmişte yetiştirilen yerel şeftali çeşitlerinin önemli bölümü, taşımaya ve uzun yolculuklara dayanıklı olmadıkları için zamanla üretimden çekildi. Yerlerini ise uzun yıllardır Bursa’ya uyum sağlamış, Temmuz-Ağustos döneminde hasat edilen Glohaven ile Ağustos-Eylül döneminde olgunlaşan J.H. Hale çeşitleri aldı. Üretici açısından bakıldığında son derece mantıklı bir tercih. Çünkü daha dayanıklılar, daha verimliler ve ihracata çok daha uygunlar. Ancak her tercihin bir bedeli var. Süreklilik kazanılırken aromanın ve lezzetin yoğunluğu da yavaş yavaş azaldı. Yani sorun yalnızca toprakta değil, üretim kararlarında da gizli.
Tarımın belki de en zor sorusu tam da burada başlıyor: Lezzet mi, dayanıklılık mı? Aroma mı, lojistik mi? Damak mı, ticaret mi?
Üstelik Bursa şeftalisi yalnızca bizim değil, dünyanın da ilgisini çekiyor. Geçtiğimiz yıl Almanya’dan Norveç’e, İsveç’ten Fransa’ya, Polonya’dan Bosna Hersek’e, Kuzey Makedonya’dan Kırgızistan’a kadar tam 26 ülkeye ihraç edildi. Aslında bu yeni bir başarı da değil. Türkiye’nin ilk konserve fabrikası 1924 yılında Bursa’da kurulmuş ve ilk işlenen ürünlerden biri de şeftali olmuş. 1940’lı yıllarda ise Bursa şeftalisi öylesine ünlenmiş ki hem yurt içinde hem de yurt dışında konservesine büyük talep oluşmuş.
Demek ki her şeyin bir bedeli var. Bazen daha uzun raf ömrü kazanıyoruz, bazen daha fazla ihracat yapıyoruz ama kimi zaman da çocukluğumuzun damağında kalan o yoğun tattan yavaş yavaş uzaklaşıyoruz.