YATÇININ GÖZÜNDEN BİR KARŞILAŞTIRMA
Yunanistan’da da vergi var. TEPAI adı altında deniz kullanım vergisi ödüyorsunuz.
Kimsenin buna itirazı yok. Çünkü sistem açık. Kurallar belli. Önceden ne ödeyeceğinizi biliyorsunuz.
Belediye marinalarında ve küçük balıkçı limanlarında bağlama ücretleri çoğu zaman makul.
Denizci kendisini müşteri değil, misafir gibi hissediyor.
Türkiye’de ise birçok tekne sahibinin dile getirdiği ortak sorunlar var.
-Marina ücretleri. Bazı balıkçı barınaklarında dahi yüksek bağlama ücretleri.
-Atık verme prosedürleri.
-Bazı koylarda gece saat ikiye kadar süren yüksek sesli müzik.
-Kıçtan karaya bağlanan teknelerin bütün koyu kaplayacak şekilde halat atması.
Yeni gelen teknelerin yer bulamaması. Bazı belediyelerin çöp toplama hizmeti için farklı ücret uygulamaları. Denizcinin hafızasında iz bırakıyor.
Restoranlarımız... İçlerinde gerçekten dünya standartlarında olanlar var.
Onları ayakta alkışlıyorum. Ancak bazı turistik koylarda yüksek fiyat, vasat yemek, özensiz servis ve fiyatın karşılığını vermeyen bir anlayış.
Bunlar yalnızca bir müşteriyi değil, ülkenin itibarını da kaybettiriyor.
Turizmde en güçlü reklam, memnun kalan müşteridir. En büyük zarar ise hayal kırıklığı yaşayan müşteridir.
İnanıyorum ki...
Türkiye, dünyanın en güçlü deniz yat turizmi ülkelerinden biri olabilir.
Yeter ki sorunlarımızı inkâr etmeyelim.
Yeter ki eleştiriyi düşmanlık değil, gelişme fırsatı olarak görebilelim.
Ve unutulmamalıdır ki;
Ege Denizi iki ülke arasında bölünmüş olabilir.
Ama denizcinin rotasını belirleyen haritalar değildir; gördüğü hizmettir, hissettiği saygı ve ödediği bedelin karşılığını alıp alamadığıdır.
Mustafa Berk.
Temmuz 2026”
Teşekkürler Mustafa Kaptan...
Turizm genelinde etrafımız ateş çemberi olmasına rağmen güzel sonuçlar alıyoruz.
Bir de yat turizmini geliştirirsek harika olacak.