DENETİMLER YETERSİZ KALIYOR
Yanı sıra bizim ormanlarımız çok geniş alanlara yayılıyor ve orman içinde çok sayıda köy ve yerleşim var. Dolayısıyla ‘Ormana giriş yasak’ demek yetmez. Yolların tamamını bariyerle kapatmak mümkün olmadığından, denetimlerin artırılması gerekir. Bu konuda da çok ciddi eksiklerimiz var.
Orman Genel Müdürlüğü’nün personel sayısı bu denetimler için tek başına yeterli değildir. Jandarma, polis, belediye ekipleri ve zabıtalar da bu süreçte daha aktif görev almalıdır. Ayrıca dron teknolojisi ve kamera sistemleri gibi teknolojik yöntemlerden daha fazla yararlanılmalıdır.
Bugün maalesef ormanlarımız “Nasreddin Hoca’nın tekkesi” gibi; isteyen rahatlıkla girip çıkıyor. Yaklaşık 23 milyon hektarlık bir alanı etkin şekilde denetleyemediğiniz zaman da sadece piknik yapan, izmarit atan, çöp bırakan değil, farklı risk oluşturan faaliyetler de kontrolsüz kalıyor.
Gömeç’teki son yangında olduğu gibi... Sıcak ve rüzgârlı günlerde kendi arazinizde olsanız bile kaynak makinesi, spiral/kıvılcım çıkarabilecek ekipman kullanılması yasaklanmalı, gerekirse cezai yaptırım uygulanmalı.
EĞİTİM ŞART
Eğitim de önemli. 4-5 yıl önceye göre daha iyi durumdayız. Yaktığı ateşi söndürmeyen ya da araçtan izmarit atanların şikâyet edilmesi artık daha sık görülüyor. Ama hâlâ istenen düzeyde değiliz. 2025-2026 eğitim yılında ‘Yeşil Vatan’ konsepti ile ormanların önemi ve orman yangınlarıyla ilgili eğitimler müfredata girdi. Ama bu eğitimleri çoğu okul, kendi ulaşabildiği uzmanlarla düzenliyor. Dolayısıyla daha standart ve ortak bir müfredat oluşturulmalı. Bu dersler sonbahar-kış aylarında değil, yangın riskinin en yüksek olduğu ilkbahar-yaz dönemlerinde yapılmalı ve sadece bir kez değil, belirli aralıklarla tekrarlanmalı.”
GEREKİRSE CEZALAR ARTTIRILMALI AMA DENETİM ÇOK DAHA ÖNEMLİ
Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ise adli para cezalarının caydırıcı yöntemlerden olduğunu söylüyor, “Fakat asıl mesele bu değil” diyerek önlem ve denetim konusuna dikkat çekiyor:
BÜTÜNLEŞİK BİR SİSTEM KURULMALI
“Şöyle örnek vereyim; Karayolu kenarında sararmış, kuru otlar, yanıcı materyaller bulunur. Zamanında temizlemediyseniz, yangın ve bu yangının zarar verme ihtimalini artırmış olursunuz. Yani ortam yangına hazır değilse risk büyüktür. Bu otların temizliğinin tek sorumlusu da Orman Genel Müdürlüğü değildir. Burası orman alanı değil; karayollarının sorumluluk sahası. Demek ki burada Karayolları da devrede olmalı.
Yanı sıra köylere gidiyoruz; saman, ot, odun, yakacak malzemeler ev çevrelerinde gelişigüzel yığılmış. Köy adeta barut fıçısı... Peki kimin sorumluluğunda buralar? Orman Genel Müdürlüğü mü? Yerel yönetimler mi? Karayolları mı? Turizm işletmeleri mi?
Bu nedenle bizim önerimiz, bütün kurumları kapsayan, herkesin sorumluluk aldığı, bütünleşik bir orman yangınlarıyla mücadele sistemi kurulmasıdır. Tek başına ceza yeterli değildir. Denetim ve iş birliğidir önemli olan.
KÖYSEL DÖNÜŞÜM ŞART
Ayrıca deprem için nasıl kentsel dönüşüm yapıyorsak yangın riski altındaki köylerde de benzer bir dönüşüm yapılmalı; ev ve çatılarda yangına dayanıklı yapı malzemeleri kullanılmalı, bacalarda kıvılcım önleyici sistemler kurulmalıdır. Böylece yangın yerleşim alanlarına ulaşsa bile büyük zarar veremez. Yangın sezonu başlamadan önce orman köylülerine de eğitimler verilmelidir. Toplum olarak da bu konuda yeterli eğitimden geçmiş, yangın riskini önemseyen yapıya sahip değiliz maalesef.”🤨