Yeni isim mi yeni siyaset mi
SİYASETTE bazı kelimelerin büyülü olduğuna inanılıyor.
“Yeni” de onlardan biri.
Kelimeyi tabelaya yazınca hafıza sıfırlanacak, yorgunluk silinecek, seçmen geçmişi unutacak zannediliyor.
Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den ayrılıp bir parti kuracaklar.
Partinin isminin de “Yeni...” olacağı söyleniyor
İsim üzerinden yürüyen tartışma bana bundan 24 yıl öncesini hatırlattı. 2002 yazı...
Türkiye büyük ekonomik krizden çıkmaya çalışırken; İsmail Cem, Hüsamettin Özkan ve Kemal Derviş’in etrafında büyük bir umut dalgası oluşmuştu. Kurulan partinin adı da çok iddialıydı.
Yeni Türkiye Partisi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, o partiden geriye kalan en kalıcı şeyin “yeni” kelimesi olduğunu görüyoruz.
Çünkü toplumun aradığı şey yeni bir isim değil, yeni bir hikâyeydi.
Hikâye kurulamayınca isim de tarihin dipnotlarından biri oldu.
Siyasette bir kelime, bir logo, bir renk, bir lider fotoğrafı tek başına değer üretmiyor.
“Yeni” kelimesi de böyle. İlk kullanıldığında umut taşıyor, sonra merak uyandırıyor, ardından reklam sloganına dönüşüyor.
İnsanlar geleceğin geçmişten gerçekten farklı olacağına ikna olurlarsa oy verir.
Yeni olan parti mi?
Yoksa siyaset yapma biçimi mi?
Çünkü aynı kadrolar, aynı refleksler, aynı dil, aynı kavgalar devam ediyorsa kapının üzerindeki tabelayı değiştirmek, otelin adını değiştirmeye benzer.
Artık siyaset, afişlerle değil arşivlerle yapılıyor.
Bu yüzden “yeni” kelimesinin raf ömrü hiç olmadığı kadar kısa.
Gerçek yenilik artık isimde değil; zihniyette, üslupta ve yönetme biçiminde aranıyor.
Belki de siyasetin önündeki en büyük mesele budur.
Yeni bir parti kurmak kolaydır.
Yeni bir siyaset kültürü kurmak ise çok daha zor.
Herkes gibi ben de Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracakları yeni partide yapacaklarını dikkatlice izleyeceğim.🤨