Yapay zekâ gibi şarkı yapanlar korksun
Yapay zekâyla yapılan işlerin müzik listelerini işgal etmesine isyan edenler kervanına Derya Uluğ da katıldı:
“Şarkıları ortaya çıkarırken aylarca emek veriyoruz. Gitarlar, yaylılar, her şey stüdyoda canlı çalınıyor. Müzisyenlik çok kıymetli. İnsanlar yiyeceğinden kesip enstrüman alıyor.
Onların emeğinin yok sayılması korkutucu. Bir şarkının arkasında sadece sanatçı değil; bestecisinden söz yazarına, aranjöründen stüdyo müzisyenine kadar büyük bir ekip var. Emek görünmez olduğunda yalnızca sanatçılar değil, müziğin geleceği de zarar görüyor.”
Derya Hanım’a göre yapay zekâ sadece aranjman ve fikir aşamasında yararlıymış.
Yapay zekâ ve müzik konusunda Uluğ’un savunduğu “Şurasını alalım, burasını almayalım” yaklaşımı ne kadar sürdürülebilir bilmiyorum tabii.
Öyle bir hakkımız varsa kaybolan diğer meslekler de geri gelse keşke.
Diğer taraftan şarkıcı Kıraç gibi umut veren sanatçılar da var yapay zekâ konusunda:
“Gerçek müzisyenler, eğitimli sanatçılar ve duygusunu müziğe aktaran insanlar için yapay zekâ bir tehdit değil. Tam tersine büyük bir kolaylık. İşimizi hızlandırıyor, maliyetleri düşürüyor...”
Ve iğneyi yapay zekâya batırırken çuvaldızı sanatçılara batırıyor Kıraç:
“Yapay zekâ şiir yazamıyor. Ama Türkiye’de zaten uzun zamandır yapılan birçok popüler şarkının sözleri de eskisi kadar güçlü değil.
Bu yüzden yapay zekâ burada çok zorlanmıyor...”
Hah işte zurnanın zırt dediği yer de burası zaten bence.
Uzun zamandır o kadar basmakalıp, o kadar şişik işler yapılıyor ki kopyalanması ya da bir benzerinin robot tarafından yapılması çok kolay.
Acaba sanat camiası yapay zekâya böyle kin kusmadan önce kendi yapay zekâlığına mı bir baksa?