Yeni bir projeye adım atıldığında ilk haftalarda her şeyin kontrolden çıktığını hissetmek, aslında sürecin en değerli filtresi. Çoğu profesyonel sorunsuz başlayan projeleri başarı sanır. Halbuki pürüzsüz başlayan işler asıl büyük krizleri hep derinlerde gizliyor.
University College London araştırmacılarından Phillippa Lally'nin literatüre geçen net bir çalışması var. Yeni bir sürecin veya davranışın otomatiğe bağlanması ortalama 66 gün sürüyor. Kapsamlı projelerde bu rakam çok daha yukarı tırmanıyor. Yani yeni bir işe başlarken ilk aşamada her şey içinden çıkılmaz bir karmaşa gibi duruyorsa, bu bir yönetsel zafiyet değil. Kurumun yeni dinamiklere uyum sağlama çabasının sosyolojik bir yansıması.
Burada sürtünmeyi tamamen yok etmeye çalışmak büyük bir zaman kaybı. Bunun yerine tam olarak hangi aşamada tıkandığımızı haritalandırmak gerekiyor. Kusursuzluk beklemek yerine sadece hataların nerede yoğunlaştığını izleyip modeli güncelliyoruz. İlerlemeye bakıp paniklemek yerine, ekibin en çok hangi noktada zorlandığını bulup doğrudan oraya müdahale etmek en sağlıklısı. Aşılmaz denen engeller yavaş yavaş sıradan bir rutinin parçası haline geliyor. İşler kolaylaşmıyor aslında, sadece kurumsal kas hafızamız güçleniyor.
Başlangıçtaki sürtünme, yeni bir projede ivme kazanmak için ihtiyaç duyduğunuz tutunma yüzeyinin ta kendisidir.
İlk adımlarda projenin tamamen rayından çıktığını düşündüğünüz anlarda, panik havasını dağıtıp süreci toparlamak için sizin başvurduğunuz ilk yöntem nedir?