BEN GVIR DE BOŞ DURMUYOR
ÖTE yandan hükümetin bir diğer aşırıcı ismi aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de boş durmuyor. Ben Gvir geçen ay sonunda El Aksa’nın içinde bulunduğu Harem-üş Şerif’i binlerce Yahudi fanatikle basarak gövde gösterisinde bulundu. Harem-üş Şerif 1967’deki İsrail işgalinden beri Ürdün Krallığı’na bağlı Kudüs İslami Vakıf İdaresi tarafından yönetiliyor.
Anlaşmalara göre Yahudiler Harem-üş Şerif’i belirli kurallarda ziyaret edebiliyor. Ancak burada ibadet etmeleri, dini eylemlerde bulunmaları yasak. Yahudiler Tapınak Tepesi diye andıkları Harem-üş Şerif’in 2 bin yıl önce Romalıların yıktığı Süleyman mabedi üzerine kurulduğu gerekçesiyle burada yeniden bir tapınak inşa etmenin hayalini kurmaktadır.
Ancak son dönemde El Aksa’ya giderek artan ve giderek daha kalabalık bir şekilde gerçekleştirilen baskınlarda yerleşimcilerin dini hayalleri kadar İsrailli siyasilerin yaklaşan genel seçimlerle ilgili hesaplarının da olduğu anlaşılıyor.
‘GÖRMEDİM, DUYMADIM BİLMİYORUM’ OLMAZ
UZMANLAR, ekim ayında seçim yaklaşırken hem Batı Şeria’da hem de Harem-üş Şerif’te siyasi amaç güden provokatif eylemlerin artabileceği uyarısı yapıyor. İşte burada Ürdün, Kudüs’ün çok dinli yapısı ve Harem-üş Şerif’in İslami kimliğinin korunması, İsrail’den statükonun değiştirilmesine yönelik gelebilecek oldubittilere karşı hazırlıklı olunması için düğmeye bastı. Aralarında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da bulunduğu 14 Müslüman ülkeden temsilciler çarşamba günü Ürdün’de bir araya geldi.
KRİTİK UYARI GELDİ
Katılımcılar, El Aksa’daki hukuki statüyü değiştirmeye yönelik girişimleri kınadı. Kritik de bir uyarı geldi. Kudüs’teki İslami mekanlara İsrail saldırılarının dünya çapındaki 2 milyar Müslümanın duygularına açık bir kışkırtma oluşturduğuna işaret ederek bu durumun bölgenin ötesine geçen sonuçları olabileceği uyarısını yaptılar. Nitekim dünkü Milli Güvenlik Kurulu bildirisinde de kutsal mekânlara saldırılara karşı uluslararası toplumun daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiği vurgusu vardı. Kudüs’te sadece İslami mekânlar değil, Hıristiyan kiliseleri, din adamları da şiddete maruz kalıyor. Batı Şeria’da olanları görmezden gelmek, Kudüs’te hiçbir şey olmuyormuş gibi sessiz kalmak, Gazze barışı için çabalamamak Batı’yı ve dünyayı daha güvenli hale getirmeyecektir.