Lima’dan Göcek’e
Q Lounge geçen hafta Peru ve Londra’daki restoranlarıyla adından söz ettiren FAN ekibini ağırladı. Nikkei mutfağının yükselen temsilcisi Coco Sasaki’nin hazırladığı menü, Akdeniz’le Pasifik arasında son derece doğal bir gastronomi köprüsü kurdu. Çünkü aynı sorunun peşindeydiler: Deniz ürünleri daha iyi, daha zarif ve daha canlı nasıl yorumlanabilir?
Dünyanın en güçlü mutfakları çoğu zaman savaşların, göçlerin ya da mecburiyetlerin içinden doğuyor. Nikkei mutfağının hikâyesi de bunlardan biri. 1899 yılında Sakura Maru gemisi Peru kıyılarına yanaştığında, gemideki Japon göçmenler yanlarında yalnızca birkaç eşya değil, mutfak kültürlerini de taşıyordu.
O gün başlayan yolculuk, yaklaşık 125 yıl boyunca aynı ülkede yaşayan iki kültürün birbirini dönüştürmesiyle, kendi hafızasını, tekniğini ve karakterini oluşturmuş gerçek bir mutfak geleneğine dönüştü: Nikkei.
Nikkei mutfağını bu kadar özel yapan şey, geçmişe saplanıp kalmaması. Birçok göç mutfağı, geldiği ülkenin tariflerini olduğu gibi korumaya çalışır. Nikkei tam tersini yaptı. Hatıralarını yanında getirdi ama yeni toprağın ürünlerini de benimsedi. Japon tekniği Peru’nun malzemeleriyle, Peru’nun cömertliği Japon disiplininin inceliğiyle buluştu. Böylece yemek, geçmişi muhafaza eden bir hatıra olmaktan çıkıp kültürler arasında kurulan canlı bir köprüye dönüştü.🤫