Terörsüz Türkiye’de kuşların diline saygı
TÜRKİYE’de Terörsüz Türkiye’nin temellerinin atıldığı bir dönemde.�
Milli Dayanışma Yasası’nın imzaya açıldığı günlerde;
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy Şırnak’ta halk kütüphanesini açıyor.
İşte o ara AK Parti Milletvekili Arslan Tatar’ın ısrarla yaptığı teklifi hatırlatıp şöyle diyor:
“Milletvekilimizin de isteği doğrultusunda Feqiye Teyran Medresesi’nin restorasyonu için gerekli talimatı verdim. İnşallah kısa sürede tamamlayacağız.”
Evet arkadaşlar, bu öyle sıradan bir restorasyon değildir.
Çünkü “Milli Dayanışma Yasası” yalnızca silah bırakmak ya da bir örgütün feshinden ibaret değildir.
Bu yasa aynı zamanda ortak yaşam kültürünün, ötekine saygının, her türlü farklılıktan gelen köklerin bahara kavuştuğu bir yasa olmalıdır.
O yüzden Bakan Ersoy’un Feqiye Teyran’ı günümüz kuşaklarıyla buluşturması anlamlıdır.
Çünkü Teyran, Attar’dan Mevlana’ya ve Arabi’ye ve atıştığı Melayê Cizîrî’ye kadar uzanan o muazzam kültürün temsilcisidir.
500 yıllık Kürt efsanelerinin büyük ismidir.
Kökleri Anadolu’dadır.
Neden “kuşların dili” diyorum.
Çünkü Feqiye Teyran “kuşların alimi” anlamındadır.
Her canlının Allah’ı zikrettiğine inanır. Kuşlarla dertleştiği, akarsularla konuştuğu masalsı hikâyeler yazar. Efsanevi Zümrüt-ü Anka kuşunun sesini duymak ve ilahi aşkın sırrına ermek için felsefi bir yolculuğa çıkmıştır.
Dikkat edin Attar’ın “kuşların mantığı”nı da hatırlarsak;
O coğrafyada “kuşlar” kavramının derinliğini daha iyi kavrarız.
O nedenle biraz da mecazi anlamda;
Teşbihte hata olmaz diyerek;
Yazının başlığına “kuşların diline saygı” dedim.
Terörsüz Türkiye yasasının çıktığı bir dönemde, Bakan Ersoy’un Feqiye Teyran’ı günümüze taşıması çok anlamlı olmuştur.
Ersoy’un bu müjdesini bu defa kuşların dilinden vermek istedim.
Bu yasanın yalnızca silah bırakmaktan ibaret olmadığını;
Bu muazzam kültürlerin baharı olacağının işaretini anlatmak istedim.
Kutlarım...