Risk iştahı artıyo
Borsadaki tepki çıkışı, TCMB’nin eylül toplantısına ilişkin faiz indirimi beklentileri, ABD-İran arasında tansiyonun düşmesi, yabancı finans çevrelerinden Türkiye mali piyasaları için gelen olumlu değerlendirmeler, ülke risk primindeki düşüşün sürmesi gibi nedenler piyasada risk iştahını artırıyor. Ancak henüz çok güçlü olduğunu söylemek bu aşamada zor. BİST100 Endeksi’nin 14 bini geçmesi bu açıdan önemli olacak.
PİYASALARDA yüksek faiz önemli bir referans olarak yön belirlemeye devam ediyor. Bu açıdan uzun bir süredir yatırım tercihlerinde doğal olarak faiz veya sabit getirili araçlar öne çıktı. Bunu gerek mevduatın dağılımında gerekse parasal fonlara olan ilgiden ölçmek mümkün. Borsa İstanbul ise en ciddi rakibi ve alternatifi olan faize karşı daha zayıf kaldı. Ancak son günlerde dış borsalardaki olumlu hava ve ABD-İran olayında tansiyonun tekrar düşmesiyle BİST100 Endeksi’nde tepki yükselişi görüldü. Bu gelişmede dış faktörler kadar 10 Eylül’deki toplantıda faiz indirim beklentilerinin tekrar dillendirilmesi ve yabancı yatırım bankalarından Türkiye mali piyasaları için gelen olumlu görüşlerin de etkisini dikkate almak gerekir.
HSBC, Türk hisse senetlerinin hak ettiği değerin altında olduğunu ve yabancı takas oranının düşük seyrettiğini vurgulayarak “ağırlığını artır” tavsiyesini koruduğunu açıkladı.
ABD’li yatırım bankası JPMorgan’dan da temmuz ayında benzer tavsiyeler gelmişti. Bu telkinler sözde kalmayıp yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarında hisse senetleri ve tahvil bonoda yaptıkları alımlarla kendini göstermiş durumda.
Hisse senetlerinde 6 hafta alım yaptıktan sonra 31 temmuz ile biten haftada 186 milyon dolarlık satış yaptılar. Aynı hafta tahvil ve bonoda 164 milyon dolarla 8 haftadır kesintisiz alım yapmış oldular. Tahvil ve bonoda son 8 haftalık alım tutarı 4.2 milyar doları bulurken aynı sürede hisse senetlerindeki alımları yaklaşık 550 milyon dolar oldu.
RİSK PRİMİNİN DÜŞMESİ ÖNEMLİ ETKİ
Türkiye’nin en yüksek faiz veren ülkelerden biri olması ve “carry trade” için zeminin uygun bulunması tahvil ve bonoya ilginin artmasının başlıca nedeni olarak görülebilir. Bu çerçevede Türkiye’nin ülke risk priminin gerileyerek tekrar 200 seviyelerine (228) yaklaşması önemli bir detay. Risk priminin düşmesinde Türk tahvil ve bonosuna olan ilginin mevcut şartlar altında artan risk iştahıyla bir parça hisse senetlerine yöneldiği gözleniyor. Güçlü bir risk iştahı ve tepki çıkışından söz etmek için henüz erken.
BORSADA SEÇİCİ OLMAKTA YARAR VAR
TCMB’nin faiz indirim beklentilerinin fazlaca ciddiyet kazandığını söylemek bu aşamada zor. Borsa İstanbul’un uzun süredir yüksek faiz ve gündeme bağlı olarak satış baskısı altında kalması primsiz görünümü de beraberinde getirmiş durumda. Bu açıdan BIST100 Endeksi’nde 13.000 seviyesinin üzerinde satış baskısı azaldı ve tepki geldi. Borsa için ‘primsiz ve ucuz’ tanımını bu aşamada birlikte kullanmak çok doğru değil. Ucuzluk göreceli bir kavram. Ucuz hisseler elbette var. Fiyat kazanç olarak BIST100 Endeksi de 13-14 seviyelerinde. Öncü bankalarda ağırlıklı olarak bu oran 4-5 civarında. Bu açıdan bakılınca ucuzluktan söz etmek mümkün. Prim düzeyi ve finansal oranlar bakımından dış borsalara göre Borsa İstanbul’un geride kaldığı, düşük finansal çarpanlara sahip olduğu izlenimi hakim.🙄