HAREKETLi BiR SEZON BiZi BEKLiYOR
Bu sezon gerçekten çok takımlı bir çekişme yaşanacak. Takımlar arasındaki güç dengelerinin birbirine yaklaşması... Galatasaray ile TFF arasındaki gerilim... Fenerbahçe’de yeni yönetim... Beşiktaş taraftarlarının sabrının tükenmesi. Trabzon’un yaptığı transferler. Süper Lig hakem kadrosunun kalifiyesi... Daha 4. haftada oynanacak ilk derbi... Yeni kuralların hakem inisiyatifine bağlı uygulamalarında ortak bir standardın yakalanıp yakalanamayacağı... Bütün bunları üst üste koyduğumuzda hareketli ve çetrefilli bir sezon bizi bekliyor.
7/24 MESAi Mi YAPACAK, UZAKTAN MI ÇALIŞACAK?
Peki, yeni direktör Anthony Taylor 7/24 mesai mi yapacak, yoksa uzaktan erişimle mi bu işi kotaracak? Gerçekten bir gelişim ve değişim isteniyorsa, Taylor’ın mesaisini dolu dolu Türkiye’de geçirmesi gerekir. E tabii; ne kadar ekmek, o kadar köfte. Bu arada merak edilen diğer bir husus, Ferhat Gündoğdu ile Anthony Taylor’un yetkileri ve maaşlarının ters orantılı olup olmadığı... İngiliz hakemliği ve futbolunun mental yapısına sahip bir direktörün, kendisinden önce gelenlerin yaşadığı akıbete uğramaması gerekiyor. Yani bir süre sonra ‘Türkiye moduna’ geçerse, yine arpa boyu kadar ilerleyemeyiz. Hatta ortamı gördükten sonra 3-4 ay içinde kaçarsa da kimse şaşırmasın.
DAViD ELLERAY DA BiR RAPOR HAZIRLAMIŞTI
Malum, daha önce Türk hakemliğinin yapısını ve sistemini incelemek üzere Türkiye’ye gelen ‘İngiliz’ David Elleray da bir raporlama yaptı; karşılığında ciddi bir ücret aldı ve gitti. Peki, ne tespitler yapıldı? Ne sonuçlar çıkarıldı? Hangi öneriler uygulandı? Çünkü İngiliz futbol aklı, futbola ve hakemliğe bizim alıştığımızdan çok farklı açılardan bakabiliyor. Asıl mesele Anthony Taylor değil Hollandalı, İtalyan, İskoç, Kuzey İrlandalı, Portekizli geldi geçti. Ve sonunda, hakemliği daha dün bırakmış, geçmişi ve tecrübesi tartışılmaz bir isim olan İngiliz bulundu. Elbette Taylor’ın Türk hakemliğinin eğitim ve gelişimine katkı sağlama ihtimali vardır. Hatta doğru yetki, doğru çalışma ortamı ve gerçek bir kurumsal irade verilirse önemli katkılar sağlayabilir. Fakat madalyonun diğer yüzü çok daha önemli. Bir federasyonun, bir MHK’nin, başkanının ve yönetim kadrosunun hakemlik eğitim ve gelişimi konusunda sürekli olarak dışarıdan yeni bir “kurtarıcı” aramak zorunda kalması, aynı zamanda kendi üst düzey yapısındaki yetersizliğin de net bir göstergesi değil midir?
ASIL CEVAP SEMiNER SALONUNDA DEĞiL SAHADA
Bugün tartışmamız gereken yalnızca “Taylor ne yapacak?” sorusu değil. Asıl soru: “Taylor’a gerçekten ne yapma yetkisi verilecek?” Çünkü yetki yoksa Taylor ismi sadece göstermelik olarak kalır. Yetki var ama irade yoksa sistem onu da kendisine benzetir. İrade, yetki ve sorumluluk birlikte verilirse ancak gerçek bir değişimden söz edilebilir. Yoksa yine aynı nakaratı dinleriz: Futbol konuşulacak. Hakemlik konuşulmayacak. Adalet, cesaret, profesyonellik. Yeni sistem, eğitim, model. Ve sezon bittiğinde yine sorarız: “Peki sahada ne değişti?” İşte bunun cevabını, seminer salonunda değil, sahada göreceğiz.