Tıpkı 6 yıl önce Yenimahalle’de emniyet şeridinde bisikletiyle ilerlerken, alkollü sürücünün 19 yaşında hayattan kopardığı bisiklet sporcusu Umut Gündüz gibi... Tıpkı Malazgirt Bulvarı’nda geçen sene bisikletiyle antrenman yaptığı sırada bir otomobilin arkadan çarpması sonucu vefat eden 52 yaşındaki triatlon sporcusu Berkan Kobal gibi...
Bisiklet sevdalıları, başkentte pedal çeviren bir canı daha alkollü sürücünün sorumsuzluğuna kurban verdi. Her defasında “bu son olsun” temennileri, maalesef bir süre sonra yerini yeni bir taziye mesajına bırakıyor.
Alkollü şekilde direksiyona geçip bir bisikletliye ya da yayaya çarpmak “kaza” olarak nitelendirilemez, bu “öngörülebilir bir ihmal ve ağır sorumluluk”tur. “Felakete davetiye çıkarmak”tır.
Pedala basan her insan, Ankara trafiğinde bir araç kadar hak sahibidir.
Ankara’da “bisiklet” konusu halen “popülizm”in ötesine geçebilmiş bir mesele değil. Kilometrelerce uzanan bulvarlarda bisikletliler için ayrılmış güvenli bir şerit bulmak imkânsız. Bisiklet sürücüleri, hız sınırı tanımayan araçlar ile kaldırımlar arasında sıkışmış durumda. Pedal çevirenler adeta hayatını emniyet şeridinin birkaç santimetrelik çizgisine emanet ediyor.
Kentin altyapısının yetersizliği bir yanda direksiyon başındaki sorumsuzluğun ve kuralsızlığın caydırıcı yaptırımlarla karşılaşmaması da diğer yanda.
İster ulaşım, ister spor amaçlı isterse de hobi amaçlı olsun. Başkentte pedallar özgürce, endişe duyulmadan, korkusuzca dönebilmeli. Bisiklet ve yayalaştırma konusu, bir kentin gelişmişliğini gösterir. Bu hususlar, temel bir kent hakkı haline gelmeli. Başkent, artık araç odaklı büyüme anlayışını bir kenara bırakıp, yayayı ve bisikletliyi öne alan bir ulaşım vizyonuna geçmeli.
Yerel yönetimler, gerçek anlamda güven veren bisiklet yollarını derhal kente kazandırmalı. Yargı ise alkollü sürüşü bir “dikkatsizlik” değil, “kasten tehlikeye davetiye çıkarma” olarak değerlendirmeli...
2026’nın başkentinde başka canlar artık ölüm şeritlerine kurban gitmemeli...🙄