Bir çocuğun geleceğini notları mı belirler
Yıllardır binlerce öğrenci ve aileyle çalışıyorum. Bir anne ya da babayla ilk görüşmemizde bana en sık söylenen cümlelerden biri şu oluyor: “Notları çok iyi.” Ya da tam tersi, biraz mahcup bir ses tonuyla: “Aslında çok zeki ama notları istediğimiz gibi değil.”
İşte tam bu noktada hep aynı şeyi düşünüyorum: Bir çocuğun geleceğini gerçekten karnesindeki rakamlar mı belirliyor? Türkiye’de büyüyen çocuklar için not, çok erken yaşlardan itibaren hayatın merkezine yerleşiyor. Önce okul sınavları, ardından LGS, YKS ve üniversite... Çocuklarımız yıllarca puanlarla sıralanıyor. Kaç net yaptığı, sınıfta kaçıncı olduğu, hangi yüzdelik dilime girdiği konuşuluyor. Elbette akademik başarı önemlidir. Çalışmayı, disiplini, sorumluluk almayı ve bir hedefe ulaşmak için emek vermeyi küçümseyemeyiz. Üstelik Türkiye’de üniversiteye giriş sisteminin gerçeği ortada: Bazı bölümlere ulaşabilmek için belirli bir akademik başarıyı göstermek zorundasınız. Ama sorun, notun önemli olması değil. Sorun, notu çocuğun kapasitesinin tamamı zannetmemiz. Her yetenek sınav kâğıdına sığmaz. Bir çocuk matematik sınavında 100 alamayabilir ama olağanüstü bir iletişim yeteneğine sahip olabilir. Bir başkası fizik dersinde sınıfın en iyisi değildir ama insanları peşinden sürükleyebilecek bir liderlik kapasitesi vardır. Bir çocuk müzikte, sporda, tasarımda, teknolojide veya girişimcilikte çok güçlü olabilir. Bir diğeri insan ilişkilerinde inanılmaz başarılıdır. Bazı çocuklar bir problemi kitapta gördüklerinde çözmekte zorlanırken, gerçek hayatın içinde aynı probleme herkesten hızlı çözüm üretebilir.😒