Hem Trump’ı hem İran’ı esir alan o grup
SİZLERE yaklaşık iki aydır ABD ve İran arasında yapılan Mutabakat Zaptı’nın neden imzalandığını, neden çabucak bozulduğunu ve nasıl yeniden bir düzlüğe çıkılabileceğini anlatırken sık sık İran siyasetine girmiştim.
Çünkü bir tarafta ne pahasına olursa olsun, herhangi bir kazanım dahi olmadan bu işin içinden çıkmak isteyen tek yetkili Trump varken...
Diğer tarafta da aslında eş derecede bu yılan hikâyesine dönen çatışmaları ardında bırakıp ülkeyi yeniden inşa etmek ve devasa enkazı kaldırmak isteyen bir üçlü var: Pezeşkiyan, Kalibaf ve Arakçi.
Fakat her şeyi geride bırakıp bir anlaşmaya varabilen bu iki tarafın mutabakatını bombalayan İran Devrim Muhafızları’nı dile getirdikçe ana-babasını savunur gibi bu kliği savunanları da gördünüz değil mi?
Adeta savaş durmasın diye, kan dökülmeye devam etsin diye, dünya ticareti baltalansın diye, İran ile Körfez topyekûn birbirine girsin diye hem Tahran’daki hem de içimizdekileri görmedik, fark etmedik değil.
Öyle ki... Pezeşkiyan, Kalibaf, Arakçi üçlüsü kendi ülkelerinde “işbirlikçi hain” diye saldırıya uğrarken bu rejim uzantıları yurtdışında da istediğine “Siyonist” damgası yapıştırıyor.
İran’ın “direnişinin” adeta taçlandırılması olarak görülen zaptı itibarsızlaştırmaya çalışıp yakın tarihi yeniden yazmak isteyenlere Pezeşkiyan geçen gün tokat gibi bir cevap verdi.
- Biz Hürmüz Boğazı’ndaki kuşatmayı kaldırdığımız gibi, onlar da kendi taraflarındaki kuşatmayı hafiflettiler ve bize yönelik petrol ile petrokimya yaptırımlarını kaldırdılar.
- Lübnan’daki savaş birkaç gün içerisinde sona erdi.
- Dondurulan paraların iadesi konusunda da müzakereler yürütüyorduk.
- Savaştan zarar gören bölgelerin yeniden inşası için yatırım konusunu görüşüyorduk.
E n’oldu şimdi?
Benim hem bu köşede hem de CNN TÜRK yayınlarında anlattıklarımı Pezeşkiyan harfi harfine tekrarlamış.
Peki... İran’ın ve İran halkının refahını Hürmüz’e gömüp ve bir de üstüne bunu “İran halkı için” yaptığını iddia edenlerin amacı Netanyahu gibi sürekli bir çatışma halinde kalarak hükümranlıklarını sürdürmek midir?
Bir de kısaca Trump tarafına bakalım... Trump son haftalarda tam anlamıyla çileden çıkmış durumda.
Ne yaparsa yapsın bir türlü bu işten sıyrılamayan ve adeta bu girdabın içine batan Trump son günlerde “nükleer anlaşma olmasa da olur; Hürmüz açılsın imzalayıp geçelim” moduna girmiş.
Şüphesiz Trump’ın bu hali ibretlik ancak kadere bakın ki saldırgan da saldırılan da anlaşmaya varmak için can atarken bir grup tüm dünyayı esir almış halde.
O zaman soru şu... Hem Trump’ı, hem İran’ın sivil liderlerini, hem de İran halkıyla birlikte tüm dünyayı bu sarmaldan kurtaracak bir güç var mı?
İran’da eli kalem tutan mı muktedirdir yoksa silah tutan mı?
Şu ana kadar ikinci grubun kazandığını söylemek yanlış olmaz çünkü.
🤨