SAHADA UYGULAMA REHBERİ OLUŞTURDUK
- “81 ilin valisi, emniyet müdürleri ve jandarma komutanlarını bir araya getirdik. Amacımız açıktı: Sürecin sahadaki uygulama rehberini netleştirmek ve merkez ile iller arasında tek bir koordinasyon dili kurmak. Bu sürecin illerdeki mülki lideri valiler. Her vali kendi ilinde sürecin en üst düzey koordinatörü olarak görev yapacak, kurumlar arası uyumu sağlayacak ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinden bizzat sorumlu olacak. Süreç merkezde tek elden yönetilecek, sahada tek yürekle uygulanacak. Görev dağılımı da belli. Şehir merkezlerinde Emniyet teşkilatı, kırsal alanda Jandarma, kamu düzeni ve asayişin korunmasında sıfır tolerans ilkesiyle hareket edecek. Güvenlik güçleri bir yandan sürece yönelik provokasyonları engelleyecek, bir yandan da vatandaşla kurduğumuz güven bağını güçlendirecek. Kamu düzeninde ve milli güvenlikte zafiyete asla müsaade etmeyeceğiz. Ortada ne bir af, ne bir pazarlık, ne de bir müzakere var. Öncelikle bu bir af değil. Kanunda sayılan ağır suçlar kapsam dışında bırakılmış. Erteleme şarta ve süreye bağlı. Bu şu demek; yeni bir terör suçu işlendiğinde kalkar ve adalet kaldığı yerden işler. Müsadere kararları uygulanır, mağdurun hakkı ve devletin denetimi her aşamada korunur. Teröre açık çek yok, her adım şarta, süreye ve devlet denetimine bağlı. Müzakere iddiasına gelince, müzakerede iki taraf karşılıklı ödün verir. Burada ödün veren tek bir taraf var, o da silahını bırakıp kendini feshedecek olan taraf. Terörün bitmesini ödüllendirmiyor, terörün bitmesinin hukukunu kuruyoruz.”
ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER
- “Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin hassasiyeti bizim için her şeyin başlangıç noktası. Attığımız her adımı, önce onların hatırasına ve emanetine bakarak atıyoruz. Şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakârlığı bu sürecin kırmızı çizgisidir. Bugün terör örgütünün silah bırakma ve kendini feshetme noktasına gelmesi, tam da onların canları ve kanları pahasına verilen büyük mücadelenin sonucu. Atacağımız hiçbir adım bu mukaddes emaneti incitmeyecek, milletimizin adalet duygusunu zedelemeyecek.
Terörsüz Türkiye’yi soyut bir hedef olarak değil, vatandaşın günlük hayatına dokunan somut bir kazanım olarak görüyoruz. Güvenlik ihtiyacının ortadan kalktığı bölgelerde normalleşme adımlarını şimdiden atmaya başladık. Emniyete ait 2 bin 560, jandarmaya ait 203 olmak üzere toplam 2 bin 763 kontrol ve arama noktasını uygulamadan kaldırdık. Ancak bunu güvenlikten vazgeçmek olarak okumak yanlış olur. Terör bittiği için kontrol noktaları kalkıyor, terörle mücadele bittiği için değil. Vatandaşımız yolda beklemeyecek, çocuğumuz okuluna huzurla gidecek, üreticimiz tarlasına, esnafımız işine güvenle gidecek.
PROVOKASYON RİSKİ
Böyle bir sürecin en hassas noktası provokasyon riski. Bunun bilincindeyiz ve tedbirimizi baştan aldık. Güvenlik güçleri, bir yandan kamu düzenini korurken bir yandan da süreci sabote etmeye, toplumu germeye veya kardeşliğimizi hedef almaya yönelik her girişimi engelleyecek. Sürecin sekteye uğramaması için devletin bütün kurumları üzerine düşeni eksiksiz yapacak. Kimse bu tarihi fırsatı gölgeleyemeyecek. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, Devlet Bahçeli’nin tarihi iradesi, Gazi Meclisimizin desteği, TBMM Başkanımızın siyasi tecrübesiyle başarılı bir koordinasyonu ve milletimizin basiretiyle bu tarihi eşiği hep birlikte aştık. Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur.”