TARİHİN AĞIRLIĞI VE YOĞUN BİR HEYECAN ARASINDAYDIM
- Eğitim başka, bir roketin içinde “3, 2, 1” geri sayımını duymak başka... Korkmadınız mı?
Korku değil ama heyecan vardı. Duygularım sürekli değişiyordu. Bir an ‘Sonunda gidiyoruz’ diye heyecanlanıyor, sonra ‘Nasıl bu kadar şanslı olabildim?’ diye düşünüyordum. Neil Armstrong’un Ay’a gitmek üzere fırlatıldığı rampada 4 sivildik. Tarihin ağırlığı ve yoğun bir heyecan arasındaydım.
DÜNYA BİR GEMİ BİZ DE MÜRETTEBATIYIZ
- Uzay mı daha etkileyiciydi, yoksa oradan gördüğünüz Dünya mı?
Yeryüzündeyken yıldızlara çekiliyoruz. Ama atmosferin dışına çıkıp “evinize” baktığınızda bu kez Dünya sizi kendine çekiyor. Dünya’ya hiç beklemediğim bir şekilde âşık oldum. Oradan gördüğüm tüm yerlere gitmek istedim. Türkiye’de olmam da bunun bir parçası. Farklı yerler görmek, insanlarla tanışmak, hikâyelerini dinlemek istedim.
- Uzaya giden Chris ile dönen Chris aynı insan mı peki?
Aynı ama değil de aslında. Gitmeden önce hâlâ bir şeyler kanıtlamam gerektiğini hissediyordum. Döndüğümde bunun sandığım kadar önemli olmadığını anladım.
- Dünya’ya yukarıdan bakınca savaşlar, sınırlar, çatışmalar nasıl görünüyor?
Yuri Gagarin’in sevdiğim bir sözü var: “Dünya çatışmak için fazla küçük, işbirliği yapmak içinse yeterince büyük.” Tüm gezegenin çevresini 90 dakikada döndüm. Demek uğruna kavga ettiğimiz pek çok şey için gerçekten çok küçük bir yerde yaşıyoruz. Dünya bir gemi; biz de bu geminin yolcuları gibi değil, mürettebatı gibi davranmalıyız.🤨