Barışı normalleştirmek asıl toplumun işidir
GEÇMİŞİN acılarını unutmak elbette mümkün değil.
Zorlu ve sıkıntılı bir sürecin içinde olduğumuzun da farkındayım.
Ama yine de çözüm yasasını destekliyorum.
Çünkü bu coğrafyada kalıcı bir çözüm aramaktan başka bir yol göremiyorum.
Belki bütün mesele şu iki cümlenin içinde...
Çatışmayı bitirmek devlet işidir.
Barışı normalleştirmek toplum işidir.
Ve bana kalırsa ikincisi birincisinden çok daha zor.
Çünkü Meclis bir gecede yasa çıkarabilir. Ama toplumun hafızasını değiştirmek gerçekten zor.
Meclis’in önündeki düzenlemeye biraz da buradan bakıyorum.
Devlet silahların bırakılması için bir hukuki mekanizma kurabilir.
Kimlerin hangi koşullarda bu mekanizmanın içinde yer alacağını belirleyebilir.
Güvenlik kurumları silah bırakmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit edebilir.
Mahkemeler karar verebilir.
Meclis yasa çıkarabilir.
Bunların hepsi devletin yapabileceği işler.
Ama devletin yapamayacağı bir şey var.
O da yazdığım ayrıntı; barışı normalleştirmek...
Barış süreçlerinde beni en fazla düşündüren kelimelerden biri “unutmak”tır.
Kalıcı barış çoğu zaman insanların geçmişi unutmasıyla değil, geçmişle birlikte yaşamayı öğrenmesiyle kuruluyor.
Barışmak hafızanın esiri olmamayı öğrenmektir.
İhtiyacımız olan acıyı inkâr etmeden, adaleti değersizleştirmeden, kayıpları unutmadan barışı istemektir.
Geçmişte kimin haklı olduğunu sonsuza kadar tartışmaya devam mı edeceğiz, yoksa gelecekte çocuklarımızın aynı şeyleri yaşamaması için bir yol mu bulacağız?
Bu sorunun cevabını kendinize sorun.