MODA BİZE NE SÖYLÜYOR?
Bugün alışveriş yapmak, hiç olmadığı kadar kolay. Telefonumuzdan birkaç dakika içinde onlarca ürüne ulaşabiliyor, birbiri ardına yeni görünümler görebiliyoruz. Fakat seçenekler arttıkça başka bir şey zorlaşıyor; Kendi sesimizi duymak. Sosyal medya her gün bize yeni bir görünüm gösteriyor. Bir gün minimalizm... Ertesi gün başka bir trend... Sonra başka bir renk... Başka bir çanta... Başka bir silüet... Bir süre sonra başkalarının beğendiği ile gerçekten bizim sevdiğimiz birbirine karışabiliyor. Bugün moda yalnızca ne giyeceğimizi değil, bazen neyi beğenmemiz gerektiğini de söylemeye çalışıyor. Oysa stilin en önemli tarafı burada başlıyor. Herkesin giydiğini giymek değil, size ait olanı bulmak. Çünkü dolabımız başkalarının hayatını değil, kendi hayatımızı yansıtmalı.
İYİ TASARIM NE YAPAR?
Bana zaman zaman şu soru soruluyor; “Bir kıyafetin gerçekten iyi olduğunu nasıl anlarsınız?” Benim cevabım artık yalnızca kumaşına, kalıbına ya da dikişine bakmakla başlamıyor. Önce başka bir şey soruyorum; “Bu kıyafet sizi olduğunuz kişiden uzaklaştırıyor mu? Yoksa sizi size biraz daha mı yaklaştırıyor?” Çünkü iyi tasarım, insanı değiştirmeye çalışmaz. Onu başka biri gibi göstermeye çalışmaz. İnsanın kendini daha iyi ifade edebilmesine alan açar. Bence tasarımın en güzel tarafı da budur. Kıyafet görünür. Ama asıl mesele, onun içinde sizin görünmenizdir.
MAĞAZADA ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY
Mağazamda bir müşteriyle konuşurken çoğu zaman şu cümleyi duyuyorum; “Bunu üzerime giyince kendimi iyi hissettim.” İşte benim için tasarımın en büyük başarısı tam olarak budur. Çünkü bir kıyafet yalnızca güzel görünmek için var olmaz. İnsanın kendini iyi hissetmesine de eşlik eder. Bazen bir ceketin omuzları... Bazen bir pantolonun hareket özgürlüğü... Bazen bir kumaşın tenimizde bıraktığı his... Bunların hepsi, aynaya baktığımızda kendimizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirir. Ve bazen çok küçük bir detay, bütün görünümden daha büyük bir fark yaratır.