G. KORE’DE 100 DOLAR OLDU 362 DOLAR
2025’in ilk gününden temmuzun son gününe kadar geçen süreyi baz alırsak, listenin tepesinde olağanüstü bir performans var. Güney Kore Borsası 2025’te dolar bazında yüzde 99.9 yükseldikten sonra 2026’nın ilk 7 ayında yüzde 81’in üzerinde getiri sağladı. İki dönem bileşik hesaplandığında kazanç, yaklaşık yüzde 262’yi buluyor. Yani 2025 başında Kore borsasına yatırılan 100 dolar yaklaşık 362 dolara ulaştı. Tayvan’da da aynı dönemde 100 dolar yaklaşık 214 dolara çıktı. Kore ve Tayvan’ın performansını ayrı bir yere koymak gerekiyor. Yapay zekâ yatırımlarının yarattığı devasa yarı iletken talebi, iki ülkenin borsalarını küresel teknoloji yarışının merkezine taşıdı. Bugün Kore ve Tayvan birlikte MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nin yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Bir anlamda yapay zekâ devriminin kazananları yalnızca ABD’deki teknoloji şirketleri olmadı. Çipleri ve kritik donanımları üreten Asya da pastadan büyük pay aldı.
PARA NEDEN GELİŞEN ÜLKELERE GİDİYOR?
İyi de gelişmekte olan ülkelerin borsalarına olan bu ilginin tek nedeni teknolojide yaşan gelişmeler mi? Doların seyri, bazı gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun gerilemesi, faiz beklentileri, emtia fiyatları ve ABD dışındaki piyasalardaki daha cazip değerlemeler yatırımcıların yönünü değiştirdi. 2026’da ise jeopolitik riskler ve ABD para politikasına ilişkin belirsizlikler dalgalanmayı artırıyor. Buna rağmen para gelişmekte olan ülkelerden tamamen kaçmış değil.
Institute of International Finance verilerine göre, temmuz ayında gelişmekte olan piyasalara 18.8 milyar dolarlık net sermaye girişi gerçekleşti. Borçlanma araçlarına 26.7 milyar dolar girerken hisse senetlerinden 7.8 milyar dolar çıktı. Ancak hisse çıkışı hazirandaki 46.1 milyar dolara kıyasla çok ciddi biçimde yavaşladı.
TÜRKİYE FARKI KAPATABİLİR Mİ?
Türkiye borsasına dönersek. Öncelikle hemen baştan dikkat çekmek isterim; Borsa İstanbul dün itibarıyla temmuz sonuna göre dolar bazında yüzde 4.3’lük prim yaptı. Ancak ben bu analizde tüm borsaları sağlıklı bir veri değerlendirmesi yapabilmemiz amacıyla 2025 başından temmuz ayı sonuna kadarki performanslarıyla ele aldım. Yani konumuz aslında 2026’da Borsa İstanbul’un yükselmemesi değil. Konumuz 2025’te rakip ülkeler hızla değer kazanırken Türkiye’nin geride kalması nedeniyle açılan büyük farkın ne kadar kapanıp kapanmadığı.
İşte son durum: 19 aylık dönemde gelişmekte olan ülke borsaları ortalaması yaklaşık yüzde 60 getiri sağlarken Türkiye yüzde 11-12’de kaldı. Yani arada 48.6 yüzdelik puanlık performans farkı var. Ağustostaki dolar bazındaki yüzde 4.3’lük getiriyi de üstüne koysak sonuç değişmiyor.
Türk borsasının aslında önünde gidecek daha çok yol var. Enflasyonun seyri, para politikasına duyulan güven, şirket kârları, TL’nin görünümü ve özellikle de yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışı bundan sonrasını belirleyecek. Bir taraftan halka arzlar sürerken bir taraftan taze para girişi olması lazım ki yükseliş trendi sürsün. Yoksa borsa önce duraklar, sonra da o malum tez gerçekleşir; yani, yükselemeyen borsa düşer...
2025’te gelişmekte olan ülkeler treni istasyondan kalktı. Türkiye 2026’da bu trene binmiş görünüyor. Şimdi asıl mesele şu: Trenin ön tarafına doğru ilerleyebilecek miyiz, yolculuğa arka vagonlardan devam mı edeceğiz?