AĞIZDAN TAKVİYE Mİ DAMARDAN TEDAVİ Mİ
Doğrusal olmayan biyoloji, tıp dünyasının en büyüleyici gerçeklerinden biridir. Biz genellikle “daha fazlası daha iyidir” diye düşünürüz. Ancak vücudumuzun kuralları bizim mantığımızdan çok farklı işler. Ağızdan aldığınız C vitamini, bağırsaktaki emilim limitleri nedeniyle kanda asla belirli bir seviyeyi geçemez. İster bir bardak portakal suyu için, ister avuç dolusu hap yutun; vücudunuz ihtiyacı olanı alır, fazlasını böbrekler yoluyla acımasızca dışarı atar. Bu, vücudumuzun bizi aşırı yüklenmeden koruma mekanizmasıdır.
Ancak kanser hücrelerini öldürebilecek, o devasa güce ulaşmak için bu sınırları aşmamız gerekir. İşte tam burada damardan uygulama devreye girer. C vitamini damar yoluyla verildiğinde, bağırsak bariyerini atlar ve kandaki konsantrasyonu milimolar seviyelere çıkar. Bu, ağızdan alınan dozun yüzlerce katıdır. Yani, portakal suyu içmekle kanserle savaşmak aynı şey değildir. Biri günlük beslenme, diğeri ise moleküler mühendisliktir. Bu “farmakolojik” doz, C vitamininin kimliğini tamamen değiştirir ve onu pasif bir vitaminden son derece aktif bir tedavi ajanına dönüştürür.😐