KÜLTÜR BİRAZ DA BUYDUKÜLTÜR BİRAZ DA BUYDUBERABER KONUŞABİLMEKTİ
GAZETECİLİĞE başladığım 80’li yılları düşünüyorum.
Bir film çıktığında herkes o filmi konuşurdu.
Bir televizyon dizisinin ertesi sabahı gazetede, vapurda, işyerinde aynı bölüm tartışılırdı.
Türkiye’de bunun sayısız örneğini yaşadık.
Bir şarkı çıkardı, bütün ülkenin yaz şarkısı olurdu.
Kültür biraz da böyle bir şeydi.
Sonra dijital çağ geldi.
Bize olağanüstü bir özgürlük verdi.
Ama o özgürlüğün küçük bir faturası da vardı.
Ortak sohbetimizi kaybettik.
Bugün aynı evde yaşayan dört kişi, akşam dört ayrı ekrana bakabiliyor.
Baba bir dijital platformda İskandinav polisiye dizisi izliyor.
Çocuk YouTube’da hiç duymadığımız bir içerik üreticisini.
Anne başka bir platformdaki diziyi.
Diğeri TikTok’ta 30 saniyelik videoları.
Herkesin içeriği var.
Ama bazen kimsenin ortak hikâyesi yok.
The Odyssey hakkında çıkan yazıları okurken benim asıl ilgimi çeken nokta bu oldu.
Guardian’ın tespiti de buna yakın.
Klasikçiler Homeros’a ne kadar sadık kaldığını tartışıyor.
Sinema yazarları Nolan’ın yorumunu.
Sosyal medyada espriler, videolar dolaşıyor.
Gençler Odysseus’u konuşuyor.
Akademisyenler Penelope’yi.
Sinema meraklıları IMAX’i.
Yani 2 bin 600 yıllık bir hikâye, birbirleriyle normalde aynı kültürel odada bulunmayacak insanları aynı masaya oturttu.
Belki büyük sinemanın önümüzdeki yıllardaki gerçek gücü burada olacak.
BU FİLM ÇANAKKALE’DE NEDEN ÇEKİLMEDİ
FİLMİ izlerken ve çekim hikâyelerini okurken bunu düşünmeden edemedim.
Çünkü hikâyenin başlangıç noktası Troya.
Peki Nolan Troya’yı nerede çekmiş?
Fas’ta Truva şehri ve Truva Atı sahneleri için Aït Benhaddou ile Essaouira çevresi kullanıldı.
Yunanistan’da Antik dünya hissini yansıtmak amacıyla Peloponez, Voidokilia Plajı ve Nestor Mağarası gibi lokasyonlar tercih edildi.
İtalya’da Odysseus’un rotasındaki ada ve deniz sahneleri için Sicilya ile Favignana Adası seçildi.
İskoçya ve İzlanda’da buzullar, siyah kumlu sahiller mitolojik doğayı anlatmak için kullanıldı.
Ama gerçek Troya nerede?
Çanakkale’de.
Üstelik bu yalnızca bizim sahip çıktığımız bir hikâye değil.
Troya, dünya kültür tarihinin en güçlü markalarından biri.
Homeros denildiğinde akla gelen coğrafyanın önemli bir bölümü bugünkü Anadolu.
Ve işin ironik tarafı şu.
Dünyanın belki de yılın en çok konuşulan filmlerinden biri için Troya yeniden inşa ediliyor.
Ama Troya’nın birkaç bin yıldır durduğu yerde değil.
Fas’ta.
Burada kimseyi suçlamıyorum.
Sinema prodüksiyonu başka bir dünya.
Vergi teşvikleri var.
Lojistik var.
Film ekiplerinin deneyimi var.
Dev set kurabileceğiniz alanlar, izin süreçleri, yerel ekip kapasitesi var.
Ama tam da bu nedenle şu soruyu sormamız gerekiyor.
Türkiye böyle bir prodüksiyonun peşine düştü mü?
Universal’ın, Nolan’ın kapısını çaldık mı?
“Troya burada. Gelin hikâyenin başladığı yerde çekelim” dedik mi?
Bilmiyorum.