İran Nüfus İzleme Merkezi’nin son raporu, aile kurma yaşındaki bekar nüfusun yüksekliğine dikkati çekiyor. Resmi evlilik sayısındaki keskin düşüş ve doğum oranlarındaki gerilemeyle birleştiğinde bu veriler, ülkenin demografik geleceğine ilişkin yeni endişeleri beraberinde getiriyor.
İran’da 20-54 yaş arası 7,3 milyon bekar erkek ve 15-49 yaş arası 6,9 milyon bekar kadın bulunuyor.
Dr. Farimani, kadınların çoğunun 35 yaşından sonra, hatta bazen 40 yaşına yakın dönemlerde yumurtalarını dondurmaya başvurduğunu söylüyor.
Euronews’e konuşan Farimani, “Bu yaşlarda başarı şansı daha düşük oluyor. Tabii ki geçmişe kıyasla durum biraz daha iyi; toplum bilinci arttıkça kadınlar yumurtalarını dondurmak için daha genç yaşlarda başvuruyor,” dedi.
Farimani ayrıca, çocuk doğurmayı ertelemenin genç kadınlar arasında endometriyozis (çikolata kisti) yaygınlığını artırabileceğini, bu durumun da yumurtalık rezervinin azalmasında ve kısırlıkta önemli bir faktör olabileceğini ekledi. Polikistik over sendromunun da İran’daki genç kızlar ve kadınlar arasında son derece yaygın olduğunu belirtti.
Aile içi geçimsizlikten ekonomik sıkıntılara: Evli kadınlar neden tercih ediyor?
Bazı evli kadınlar için ise evlilikteki gerilimler ve geleceğe dair belirsizlikler çocuk sahibi olmayı erteleme nedeni.
Pooneh, Euronews’e şunları söyledi: “Aramızdaki anlaşmazlıkların gelecekte çocuğu yalnız bırakmasından veya tartışmalarımızın ona zarar vermesinden korkuyordum. Aynı zamanda, eşimle aramızdaki sorunların çocuk yüzünden istemediğim bir evlilikte kalmaya zorlanacağım bir noktaya ulaşmasını istemedim.”
Savaş atmosferi ve çocuk büyütmenin maliyeti de kararında etkili olmuş: “Çocuğumun savaşın psikolojik baskıları altına doğmasını ya da maddi kısıtlamalar yaşayıp ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmasını gerçekten istemedim.”
Pooneh, anne olmadan önce hayatını olabildiğince istikrarlı hale getirmek istediğini vurguluyor: “Çocuk sahibi olmayı düşünmeden ve ona insanca bir yaşam sunmadan önce daha sağlam şartlara sahip olmayı beklemek istedim. Çocuk yüzünden bir şeylerden feragat edip sonra ‘Başka çarem yoktu’ diyerek pişmanlık duymak istemedim.”
İran Ulusal Nüfus Karargahı Sekreteri Marziyeh Vahid Dastjerdi, yakın zamanda yaptığı açıklamada ülkede doğum oranının düşmeye devam ettiğini söyledi. Dastjerdi’ye göre, 2025 yılında tescil edilen doğum sayısı bir önceki yıla göre yüzde 9 azalarak yaklaşık 892 bine geriledi. Bu düşüş sürmekte ve son veriler geçen yılın aynı dönemine göre belirgin bir gerilemeye işaret ediyor.
Dastjerdi ayrıca, gençlerin yüzde 75’inin çocuk sahibi olma kararlarını etkileyen en önemli faktör olarak ekonomik koşulları gösterdiği ulusal bir ankete atıfta bulundu.
Hamilelik garanti değil
Sürecin kendisi oldukça yıpratıcı olabiliyor. Nasrin için en zor kısım hormonal ilaçlar kullanmaktı: “Regl dönemlerimde yaşadığım tüm sinirlilik ve gerginliğin on kat arttığını hissettim. Aşırı derecede gergindim.”
Yine de Nasrin, yumurtalarını dondurmanın bir gün mutlaka anne olacağı anlamına gelmediğini vurguluyor:
“Hiçbir kesinlik yok. Doğru kişiyle evlenebilirim ve bu yumurtaları kullanmaya karar verebilirim ancak döllenme denendiğinde yumurta embriyoya dönüşmeyebilir.”
Farimani, dondurulmuş yumurtaların ne kadar süre saklanabileceğine dair kesin bir sınır bulunmadığını, ancak genellikle 10 ila 15 yıllık bir süreden söz edildiğini söylüyor. Farimani, kadınların kendi yumurtalarını 49 yaşına kadar kullanabileceklerinin altını çizdi.
Mina, yumurta dondurma hakkında çok az bilgi bulunduğunu ve kadınların deneyimlerini paylaşmaktan genellikle kaçındığını söylüyor: “Çok araştırdım ama pek kişisel anlatıya rastlayamadım. Başkalarının deneyimlerini duymak stresinizi azaltabilir. Ancak konuyu çevreleyen utanç ve yargılamalar nedeniyle çoğu insanın bu konuda konuşmamayı tercih ettiğini düşünüyorum.”
“Bekarsanız yargılama daha büyük oluyor. Evliyseniz de insanlar çocuk sahibi olmamanızda ne gibi bir sorun olduğunu merak etmeye başlıyor.”
Mina, kadın sağlığı konusunda daha fazla farkındalığa ihtiyaç duyulduğuna örnek olarak HPV testi ve Pap smear deneyimini gösteriyor.
Test yaptırmayı ilk kez 2018 yılında bir arkadaşının Instagram paylaşımını gördükten sonra düşündüğünü söylüyor. Ancak testler için gittiğinde, bekar olduğu için sigortanın bunları kapsamadığı yanıtını almış:
“Her bir test yaklaşık 600 bin tümen (3,77 euro) tutuyordu ve laboratuvarda toplamda iki milyon tümenden (12,55 euro) fazla ödeme yaptım.”
O zamandan bu yana maliyetlerin arttığını, HPV’nin ise daha yaygın hale geldiğini belirtiyor. Ülke genelinde bir HPV aşı programının bulunmadığı bir ortamda, virüs hakkında farkındalık yaratmanın çok daha önemli olduğuna inanıyor.
HPV, çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaşan yaygın bir virüstür. Bazı türleri rahim ağzı kanseri riskini artırabilir. HPV aşısı virüsün yüksek riskli türleriyle enfeksiyonu önleyebilirken, Pap smear testi rahim ağzındaki hücresel değişiklikleri tarar ve kanser öncesi anormalliklerin erken evrede tespit edilmesine yardımcı olur.😶