MİNİMALİZM BİTMİYOR AMA DEĞİŞİYOR
Son birkaç sezondur moda dünyasında güçlü bir sadeleşmeden söz ediyoruz. Sessiz lüks... İyi kumaşlar... Net kalıplar... Gösterişten uzak parçalar... Bir tasarımcı olarak bu yaklaşımın birçok tarafını seviyorum. Çünkü iyi bir tasarımın kendini göstermek için her zaman yüksek sesle konuşması gerekmediğine inanıyorum. Fakat Kopenhag bu kez bize başka bir şeyi hatırlattı...
SADE OLMAKLA SIRADAN OLMAK AYNI ŞEY DEĞİL
Sade olmakla sıradan olmak aynı şey değil. SS27 koleksiyonlarında İskandinav minimalizmi ortadan kalkmadı. Ama bu kez yanına renk, doku, dantel, farklı oranlar ve beklenmedik eşleşmeler geldi. Moda sadeliği terk etmiyor. Sadece onun biraz fazla ciddi hâlinden uzaklaşıyor. Ve belki de bu değişim yalnızca modayla ilgili değil. Son yıllarda hayatın birçok alanında kusursuz görünmeye çalışıyoruz. Evlerimiz, sofralarımız, seyahatlerimiz, hatta günlük hayatımız bile sosyal medyada belirli bir estetiğin içine yerleşti. Gardıroplarımızın bundan etkilenmemesi mümkün değildi. Şimdi ise moda bize küçük bir alan açıyor: Biraz dağılabilirsin. Biraz deneyebilirsin. Her şeyin birbiriyle kusursuz biçimde uyuşması gerekmiyor.🤨