‘ORTADA VARSAYIM DEĞİL, HEDEF LİSTESİNE GİRMİŞ SOMUT GEREKÇELER VAR’
Bu noktada akla gelen soru şu: İran’ın ABD ve İngiltere’nin Güneydoğu Avrupa’daki üsleri ile Kıbrıs’taki RAF Akrotiri’yi olası misilleme hedefleri arasında değerlendirdiği iddiası ne kadar gerçekçi?
Bu soruma, “İddianın kendisi gerçekçi ama önemli olan hangi anlamda gerçekçi olduğu” cevabını veren İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, şu yorumda bulundu:
“Coğrafi mantık zaten kuruluydu. Akrotiri mart ayında Şahid tipi bir İHA ile vuruldu, pistte sınırlı hasar oluştu ve bu, savaşın Avrupa'ya ilk sıçraması olarak okundu. Ancak Kıbrıslı yetkililer, saldırının büyük ihtimalle Lübnan’dan Hizbullah tarafından gerçekleştirildiğini, İran’ın doğrudan icracı olmadığını belirtti. Aynı dönemde Kıbrıs yönüne balistik füzeler de atıldı ama denize düştü. Bulgaristan’ın gündeme gelmesinin sebebi ise geçen ay Bezmer Üssü’nü ABD ikmal uçaklarına açması. Yani ortada varsayım değil, hedef listesine girmiş somut gerekçeler var.”
‘MESAJIN MUHATABI ÜSLERİNİ ABD’YE AÇAN AVRUPA BAŞKENTLERİ’
Bu, bir operasyon planından çok, seçenek masaya konularak yapılmış bir sinyalleşme” diyen Oral Toğa, “Mesajın muhatabı da Tahran’ın karşısındaki Washington’dan çok, üslerini ABD’ye açan Avrupa başkentleri” dedi ve ekledi:
Bu ülkelere üs kullandırmanın bedeli olduğunu hatırlatmak, füze harcamadan sonuç almanın en ucuz yolu. Öte yandan Akrotiri örneğinin gösterdiği gibi asıl risk balistik füzede değil, vekil aktörler eliyle yapılan ve inkâr edilebilirlik sağlayan İHA saldırılarında. Bu tür saldırılar hem çok daha düşük maliyetli hem de menzil sorununu ortadan kaldırıyor. Son olarak şunu da eklemek gerekiyor: Bu değerlendirmelerde Türkiye geçmiyor ve İran savaş boyunca Türkiye’yi hedef alacak hiçbir adım atmadı. Bunun da yapısal sebepleri var.”🤨