DAHA BÜYÜK BİR SAHNEYİ HAK ETMİYOR MU SİZCE
ÖNCEKİ gece Mert Demir’in Harbiye konserine Kibariye konuk oldu.
Ve...
Olan oldu.
O ses!
Nağmesi, yorumu, doğaçlaması... Başka kimseye benzemiyor.
Birkaç dakika içinde muhteşem performanslarından birine imza attı.
Mert Demir ile düetini izlerken şunu düşündüm:
Biz Kibariye’nin kıymetini gerçekten biliyor muyuz?
Geçen yıl Grammy ödüllü Buika ile konserler verdi. Müthişti.
Bu yıl mayıs ayında “Ederlezi” konserleri kapsamında Roma Flight Senfoni Orkestrası eşliğinde Babazula ve Kobra Murat ile aynı sahneyi paylaştı; gümbür gümbür esti.
Peki ama neden Kibariye’yi kendi repertuvarının başrolde olduğu büyük bir senfonik konser ya da prestijli büyük işlerde daha sık görmüyoruz?
Yanlış anlaşılmasın beraber sahne aldığı her sanatçı birbirinden kıymetli ve özel.
Ama...
“Kim Bilir”, “Lafı mı olur”, “Anlayamazsın”, “Sil Baştan”, “Gidemem”...
Bir düşünsenize bu şarkıları dev bir orkestrayla!
Biz Kibariye’yi çok sevdik ama yeterince ciddiye almadık mı acaba?
Kahkahası, kendine has konuşma tarzı ile “Kiboş” diyerek onunla kurduğumuz bu aşırı samimiyet, sanatçı Kibariye’nin büyüklüğünün önüne geçmiş olabilir mi dersiniz?
Bence evet.
O zaman “Kiboş” parantezini kapatıp o sese kulak verme zamanı.
Çünkü bazı sesler sadece sevilmeyi değil, hakkının teslim edilmesini de hak ediyor.