Benim uzun zamandır inandığım, yıllardır izlediğim bir şef.
Çünkü Osman’ın yaptığı işi yalnızca “iyi yemek” olarak görmüyorum.
Ege’yi, Anadolu’yu, Urla’yı; çocukluğumuzdan bildiğimiz malzemeleri ve tatları bugünün gastronomi diliyle yeniden yorumluyor.
Monaco’ya gelişimizin hikâyesi de zaten tam gastronomiye yakışacak türden bir tesadüfle başlıyor.
Robuchon’un Monaco’daki üç adresini yöneten ve önemli bir grubun sahibi bir süre önce İzmir’e geliyor.
Yanında arkadaşı, Göztepe’nin başkanı Mehmet Sepil var.
Birlikte OD Urla’da yemek yiyorlar.
Osman’ın anlattığına göre o akşamın ardından yatırımcı kendisine ulaşıyor ve dünyada çok yerde yemek yediğini ama OD Urla’daki yemeğin kendisini çok etkilediğini söylüyor.
Özellikle kullandığı bir ifade hoşuma gitti.
“Real food.”
Gerçek yemek...
Bence Osman’ın mutfağını daha iyi anlatan başka iki kelime olamazdı.
O yemekten sonra önce Dubai’de birlikte proje yapma fikri konuşuluyor.
Ardından Monaco daveti geliyor.
Robuchon Monaco Mart 2025’te açılmıştı. Başındaki 32 yaşındaki Fransız şef Jonathan Larrieu, bu yıl restorana ilk Michelin yıldızını kazandırdı. Aynı grubun Monaco’da Le Petit Café Robuchon ve Le Deli Robuchon olmak üzere iki adresi daha var.
Ve o Urla akşamında başlayan sohbet sonunda Osman Sezener’i Monaco’daki Robuchon mutfağına kadar getiriyor.
Jonathan Larrieu🤨