‘Başka Bir Yol’ var
Başarı denince aklımıza neden hep “yükselmek” geliyor?
Daha yüksek bir unvan, daha büyük bir oda, daha fazla insanı yönetmek...
Oysa insan yaptığı işte derinleşerek, uzmanlaşarak, kendi alanında gerçekten iyi olarak da yükselebilir.
Hatta belki de asıl yükseliş budur.
Baki Özlük’ün Destek Yayınları tarafından yayımlanan “Başka Bir Yol” kitabının çıkış noktası da tam olarak bu.
Baki Özlük, Ekol Lojistik bünyesinde insan kaynakları, çalışan ilişkileri ve genel hizmetler direktörü olarak görev yapan, çalışma hayatının ve insan ilişkilerinin içinde uzun yıllardır bulunan deneyimli bir yönetici.
Dolayısıyla anlattıkları sadece teoriden ibaret değil; iş hayatının içinden gelen gözlemlerle, deneyimlerle ve insan hikâyeleriyle besleniyor.
Kitabın en sevdiğim taraflarından biri, hepimize yıllardır öğretilen o klasik kariyer rotasını sorgulaması oldu: “Çok çalış, fark edil, yönetici ol.”
Peki herkes yönetici olmak zorunda mı?
Bir insan kendi alanında çok iyi bir uzman olup, yaptığı işi her geçen gün daha iyi yaparak, üreterek, öğrenerek ve başkalarına ilham vererek de başarılı olamaz mı?
“Başka Bir Yol”, “Elbette olabilir” diyor.
Katherine Johnson’dan Aziz Sancar’a, Banksy’den Doğan Cüceloğlu’na uzanan örneklerle de iz bırakmanın tek yolunun bir organizasyon şemasında yukarı doğru ilerlemek olmadığını hatırlatıyor.
Üstelik kitap sadece yöneticilik ve uzmanlık meselesinde kalmıyor. Üniversiteden iş hayatına geçişten tükenmişliğe, psikolojik dayanıklılıktan yapay zekâ çağında değişen becerilere, duygusal zekâdan kişisel markaya ve finansal okuryazarlığa kadar bugün hepimizin hayatına dokunan pek çok konu var.
Baki Özlük’le ortak noktamız yalnızca hayata ve işe dair bazı düşüncelerimiz değil.
Bizi buluşturan en önemli konulardan biri hayvan sevgisi. Sokaktaki canlar için sadece üzülmekle yetinmeyip dertlenen, çözüm arayan ve elini taşın altına koymaktan çekinmeyen insanlardan olması benim için ayrıca kıymetli.
Kitabını konuşmak için buluştuğumuzda birlikte neler yapabiliriz diye de düşündük.
Yolumuz bir ve uzun.
Bu vesileyle onun nezdinde tüm Ekol Ailesi’ne, hayvanlara yönelik duyarlılıkları ve sosyal sorumluluğa verdikleri önem için de teşekkür etmek istiyorum.
Kurumların topluma karşı sorumluluğunun yalnızca ekonomik değer yaratmakla sınırlı olmadığına inanıyorum. Yaşadığımız dünyaya, doğaya ve bizimle aynı hayatı paylaşan canlara karşı gösterilen duyarlılık da bunun çok önemli bir parçası.
Belki de bu yüzden kitabın anlattığı “başka bir yol” fikrini sevdim.
Çünkü hayatın kendisinde de, kariyerde de herkes aynı yoldan yürümek zorunda değil.
Başarı bazen yukarı çıkmak değil, olduğun yerde kök salmak, daha çok öğrenmek, daha çok üretmek ve yaptığın işe daha fazla anlam katmak olabilir.