35’te 35’ dünyayı böyle değiştirecek
Birol’un çok akılda kalıcı bir tanımı var:
“35’te 35.”
Bugün dünyada toplam enerji tüketimi içinde elektriğin payı yaklaşık yüzde 23. Antalya’da masaya gelecek hedef, bu oranı 2035 yılında yüzde 35’e çıkarmak.
Yaklaşık 200 ülke bu hedefin altına imza atarsa Birol’a göre yıllarca “Antalya Kararı” olarak anılabilecek bir sonuç ortaya çıkacak.
Peki diyelim 200’e yakın ülkenin katılımıyla liderler imzayı attı, ya sonrası?
Asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü yüzde 23’ten yüzde 35’e çıkmak birkaç güneş ve rüzgâr santrali daha yapmak anlamına gelmiyor. Dünyanın enerji sisteminin önemli bölümünü sadece 9 yılda yeniden inşa etmek gerekiyor.
Üstelik elektrik talebi zaten hızla büyüyor. UEA, 2035’e kadar elektrik talebinin toplam enerji talebinden altı kat hızlı büyüyeceğini öngörüyor. Elektrikli araçlar, klimalar, veri merkezleri ve yapay zekâ bu talebi daha da yukarı taşıyor.
Önce elektriği üretmek gerekiyor.
Otomobiller benzinden elektriğe; evler doğalgazdan elektriğe, fabrikalar fosil yakıtlardan elektrikli sistemlere geçecekse bugün, ürettiğiniz elektrik yetmez. Bu nedenle ilk büyük adım üretim kapasitesini artırmak. Burada başrol güneş ve rüzgârın. Ama hidroelektrik, nükleer ve ülkelerin koşullarına göre doğalgaz da sistemin parçası olacak. Nitekim Fatih Birol da ‘35’te 35’in büyük bölümünün yenilenebilirlerden, bir kısmının nükleer ve doğalgazdan karşılanacağını söylüyor. Ancak santral yapmak da yetmiyor.
İKİNCİ BÜYÜK MESELE: ŞEBEKE YATIRIMLARI
YENİ güneş ve rüzgâr santrallerini şehirlere, fabrikalara, veri merkezlerine ve milyonlarca elektrikli otomobile bağlayacak devasa bir iletim ve dağıtım altyapısı gerekiyor.
Trafolar büyüyecek, yüksek gerilim hatları yenilenecek, şehirlerin dağıtım sistemleri güçlendirilecek. Üstelik güneş ve rüzgârın üretimi değişken olduğu için elektrik sisteminin depolama kapasitesi de olağanüstü büyümek zorunda.
Yani Antalya’da atılacak imzanın arkasında güneş panelinden rüzgâr türbinine, bataryadan kabloya, trafodan akıllı şebekeye uzanan dev bir yatırım zinciri var.
Faturası da küçük değil.
Bugün bile dünyada elektrik sektörüne yılda yaklaşık 1.5 trilyon dolarlık yatırım yapılıyor. Son kullanım elektrifikasyonu ve enerji verimliliği yatırımları da yaklaşık 800 milyar dolara ulaşmış durumda. ‘35’te 35’, önümüzdeki yıllarda trilyonlarca dolarlık yatırımın yönünü de elektriğe çevirecek.
EVLERDE DE DEVRİM ŞART
DOĞALGAZLA ısınan milyonlarca konutun bir bölümünün elektrikli sistemlere ve özellikle ısı pompalarına geçmesi gerekiyor. Burada önemli bir avantaj var; elektrikli araçlar ve ısı pompaları fosil yakıt kullanan alternatiflerine göre iki ila beş kat daha verimli olabiliyor. Yani elektrifikasyon, yalnızca kullanılan enerji türünü
değiştirmiyor, aynı işi yapmak için gereken toplam enerjiyi de azaltabiliyor.