Filmi Diane Keaton’a ithaf ettiniz...
- Çünkü bu filmi ondan daha derinden hissedecek başka hiç kimse olamazdı. Diane, bir keresinde bana duygularımı saklamamamı söylemişti. Bu film, bugüne kadar yaptığım en kişisel ve en savunmasız iş. Filmi yaparken sürekli onu düşündüm ve kendisine göstereceğim için çok heyecanlıydım. Vefat haberini aldığımda filmin kurgusunu yapıyordum. O anda bu filmin Diane için olduğunu biliyordum.
PENELOPE’NİN YARATICI DNA’SI FİLMİN HER YERİNE İŞLEDİ
Penelope Cruz’la çalışmaktan biraz bahseder misiniz?
- Penélope’nin dramatik bir oyuncu olmasının yanı sıra her zaman olağanüstü bir komedi oyuncusu olduğunu da düşündüm. Büyük bir güç, derinlik ve bilgelik taşıyabiliyor ama aynı zamanda komik.
Amerikan filmlerinde herkesin hayranlık duyduğu, büyüleyici bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Komedi konusundaki yeteneğini ise İspanyol filmlerinde gösterebildi.
Başlangıçta adı bile Pina olmayan bu karakter, provalar ve yaratıcı çalışmalar sırasında şekillendi. Pek çok oyuncu Pina’ya kusursuz, baştan çıkarıcı ve her şeyi bilen bir femme fatale olarak yaklaşabilirdi. Ancak Penélope hemen karakteri daha az “mükemmel” yapan özelliklere yöneldi: Yoğun duygularına, zaman zaman yaşadığı sakarlığa, çocuksu ve gülünç hâllerine, filmin sonunda artık dayanamayarak Hawk’a patladığı andaki öfkesine...
PENELOPE CRUZ’A ARTIK DAHA FAZLA HAYRANLIK DUYUYORUM
Çoğu insan Penélope’nin gerçekte bu karaktere hiç benzemediğini bilmiyor. Zaten performansını olağanüstü yapan şey de bu. Pina, onun gerçek kişiliğinden tamamen farklı biri. Bir gün bana fiziksel olarak da farklı görünmek istediğini söyledi. Peruk takmak ve çok sarışın olmak istiyordu. “Kişilik olarak dönüşebilmem için önce fiziksel olarak kendimden uzaklaşmalıyım” dedi.
Peruğu taktığı an bambaşka bir insana dönüştü. Bir sonuca ulaşmak için neye ihtiyaç duyduğunu tam olarak bilen oyunculara büyük saygı duyuyorum. Penélope’nin yaratıcı DNA’sı filmin her yerine işlemiş durumda. Artık ona, daha önce olduğundan bile büyük bir hayranlık duyuyorum.🤨