Ancak İran açısından bütün bu göstergelerin üzerinde başka bir tehdit unsuru rakam var:
Günlük petrol ihracatı.
İRAN’IN DAYANMA SINIRI ÇİN’E SATIŞA BAĞLI
BUNDAN sonra İran ekonomisi açısından takip edilmesi gereken en önemli gösterge bence enflasyondan bile önce petrol ihracatı olacak.
Çünkü zincir çok basit:
Petrol ihracatı düşerse döviz geliri azalacak.
Döviz azalırsa İran riyali üzerindeki baskı artacak.
Riyal değer kaybettikçe ithalat pahalanacak.
İthalat pahalandıkça zaten yüzde 66’ya ulaşmış enflasyon daha da yükselecek.
Devletin petrol gelirleri düştükçe bütçe üzerindeki baskı artacak, sübvansiyonları sürdürmek zorlaşacak.
Ve bütün bu faturayı yine İran halkı ödeyecek.
Bu nedenle Washington’un yeni ekonomik savaşının sonucunu açıklanan yaptırım listesinin uzunluğu değil, tek bir rakam gösterecek: Çin’in İran’dan alabildiği petrol miktarı.
Ağustostaki 534 bin varil daha da aşağı giderse İran ekonomisi için tehlike büyüyecek.
Ama İran yeniden günde 1 milyon varilin üzerinde petrol satmanın yolunu bulursa ABD’nin “ekonomik dışlama” operasyonunun önemli bir bölümü yine yaptırımları delme yarışına dönüşecek.
İran yaklaşık yarım yüzyıldır yaptırımlarla yaşamayı öğrendi.
Şimdi cevaplanması gereken soru başka:
Yüzde 66 enflasyon, yüzde 128 gıda enflasyonu, küçülen ekonomi ve daralan petrol gelirleriyle İran halkı daha ne kadar dayanabilir?
ASIL HEDEF ÇİN
ÇİN yıllardır İran petrolünün en büyük müşterisi. Reuters’ın gemi takip şirketi Kpler’in verilerine dayandırdığı hesaplamaya göre Çin’in İran’dan petrol alımı geçen yıl günlük ortalama 1.4 milyon varildi. Ancak tablo hızla değişti. Haziranda İran’ın Çin’e petrol sevkiyatı günlük 785 bin varile geriledi. Temmuzda 823 bin varil oldu. Reuters’e göre ağustosta ise sadece 534 bin varilde kaldı. Başka bir ifadeyle İran’ın en önemli döviz musluklarından biri ciddi biçimde kısılıyor. İşte ABD’nin yeni yaptırım hamlesinin önemi burada ortaya çıkıyor. Washington İran’ı yıllardır yaptırımlarla sıkıştırıyor. İran da yıllardır bu yaptırımları delmenin yollarını buluyor. Reuters’a göre Çin’e gönderilen İran petrolü Malezya veya Endonezya petrolü gibi gösterilebiliyor. Ödemeler Çin para birimi üzerinden ve izlenmesi oldukça güç aracılar kullanılarak gerçekleştiriliyor.
Yeni Amerikan stratejisi işte bu ağı hedef alıyor.
ABD Hazine Bakanlığı 60’tan fazla kişi, şirket ve gemiyi yaptırım listesine aldı. Ayrıca dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığında ikincil yaptırım riskini genişletti. Bessent’in ifadesiyle amaç İran’ın ekonomik ‘can damarlarını’ kesmek. Fakat Washington henüz en ağır silahını kullanmadı. Çin’in İran petrol ticaretinde rol oynadığı düşünülen büyük finans kuruluşları son yaptırım listesinde yok.
Neden? Bessent’in Reuters’a yansıyan cevabı oldukça çarpıcı:
“Neden küresel finans sistemini havaya uçurmak isteyeyim?”
Yani ABD de Çin’in büyük bankalarını dolar sisteminden çıkarmanın yaratabileceği sonuçların farkında.😐