Nasıl bir ailede yetiştiniz?
Toplumdan uzaklaştırılması gereken tipler de var.
Biri, evinin koridoruna kaplumbağa getirmiş ve tekmeleyerek eziyor hayvanı.
Bunu da bir arkadaşı videoya çekiyor, gülüyorlar inanılır gibi değil.
Şimdi hayvanseverler hatta bence insan olan herkes, onların gerekli yaptırımlara uğramasını istiyor.
Bulunurlar zaten bugün yarın.
Ama bulunsa ne olacak?
Bunu bir hayvana yapabilen, çekip paylaşabilen bir zihniyetten, bir gençlikten ne beklenir? Nasıl ailelerde büyüdülerse, nasıl zehirlenip, beyinsizleştirildilerse geri dönüşü zor böyle tiplerin.
‘Haysiyet’ten notlar
Geçtiğimiz gün Kanal D’nin yeni dizisi “Haysiyet”in ilk bölümünü izleme fırsatım oldu.
Ve artık çok daha net bir fikir sahibiyim dizi hakkında.
Zaman içinde neyi özlediysek dizide hepsinden biraz biraz var.
Yeşilçam esintileri bulacak izleyici ve içi titreyerek izleyecek bazı sahneleri.
Gençler desen dillerine dolanacak ya da kalplerine işleyecek sahnelere tanıklık edecek.
Aile bağlarını, aşkı, insani duygularımızı yitirmek üzere olanlara hepsini hatırlatacak mesela.
Kıraç faktörü de var.
Geri döndü Kıraç dizi müziklerine.
Öyle güzel besteler yapmış ki “Haysiyet” için.
Diyorsunuz ki bir nota nasıl bu kadar farklı duyguyu verir?
Veriyor vallahi.
Bir babanın mücadelesi izleyenleri ekrana kilitleyecek.
Evet haysiyeti için mücadelesi ama o haysiyet kelimesi birçok unsuru barındırıyor içinde.
Onun için evlatlarının saçının teli de haysiyete dahil!
Çok düşkün evlatlarına ve yanından ayrılmalarını istemiyor.
Bir de ekranda alışılmışın dışında olan ama hayatın tam ortasında bulunan bir aşk hikayesi var.
İşin sürprizi kaçmasın çok detay vermeyeceğim ama ilmek ilmek işlenen bir senaryo, profesyonelce çekilmiş sahneler ve kumandayı elimize alıp sesi sonuna kadar açtıracak müziklerle dolu bir ilk bölüm izleyecek Kanal D seyircisi.
8 Eylül’e ne kaldı şunun şurasında.