GELMEDEN TÜRK DİZİLERİ SEYRETTİM
Reed, “Türkçeyi yeniden kullanmak üzere İstanbul’a dönebilmeyi 15 yıl bekledim” diyor. Dört ay önce Birleşik Krallık’ın İstanbul Başkonsolosu olarak Türkiye’ye döndü. Ülkeyi değişmiş bulmuş mu? Yanıtı: “Geçen yıllar içinde Türkiye’ye gidip geldim. Her geldiğimde yeni yapılar inşa edilmiş oluyor: yeni havaalanları, yeni köprüler... Gelişme hızı çok etkileyici.” Reed, Türkçesinin ‘pasını atmak’ için yaptığı çalışmaları da şöyle anlatıyor: “Pek çok Türk dizisi seyrettim; Zeytin Ağacı, Kuş Uçuşu... Nuri Bilge Ceylan filmleri seyrettim; çok diyalog ve düşünce içerdiği için iyi oldu. Gazete makaleleri okudum.”
TEKNOLOJİYİ HIZLI KULLANAN KAZANIR
Dünya değişirken diplomasi aynı mı kalıyor? Yanıtı: “Diplomasi hâlâ önemli ve etkili ama 20 yıl öncesine göre çok farklı. İlişkileri kurarken ve sorunlara çözüm üretirken daha hızlı olmak gerekiyor. Teknoloji de önemli. En iyi bilgiye en hızlı ulaşan diplomatik servisler avantajlı oluyor ama değişmeyen bir şey de var; etkiniz olmalı ve bu etki, ilişkiler ve ortaklıklarla gelişmeli. Yani klasik, eski usul, William Harborne’un yaptığı diplomasi hâlâ geçerli.”
KONSERLERLE DOLU BİR YAZ GEÇİRDİM
Geldiğinden beri geleneksel diplomasinin örneği olarak pek çok faaliyette bulunmuş: “Sporu çok seviyorum; Galatasaray ve Fenerbahçe’yi ziyaret ettim, Beşiktaş’ı da ziyaret edeceğim. Bu yaz konserlerden de çok keyif aldım. Yakın zamanda Mustafa Sandal konserine gittik. Türkiye’ye gelen İngiliz grupları izlemek çok güzel; Pet Shop Boys buradaydı, Prodigy konseri izledik...”
SENE 2002 - Londra Maratonu’ndan🤨