5- TÜRKÇE KONUŞMAYI ÇOK SEVİYORUM
Reed’in Türkiye serüveni aslında 20 yıl önce böyle başlamış: “Kıbrıs görevi için Türkçe öğrenmem gerekiyordu. Dışişleri’nin dil eğitimi sırasında Londra’daki Türk kafelerinde vakit geçiriyordum. Sonra altı hafta İstanbul, altı hafta İzmir’de ailelerin yanında kaldım.” Türkçe öğrenmek zor olmuş mu? Reed, Türkçe cevaplıyor: “Biraz zordu ama Türkçe çok mantıklı bir dil olduğu için zamanla kolaylaştı. Türkçe konuşmayı çok seviyorum, Türkçe konuştuğunuzda kapılar çok daha kolay açılıyor, herkes sizi takdir ediyor, çok daha zengin sohbetler yapılıp iyi iletişim kuruluyor.”
6- DİPLOMASİ BİR SABIR İŞİ
İlk yurtdışı görev yeri Kıbrıs. Sene 2005... Gündemin ‘Annan Planı’nın olduğu sene: “Türkler ‘Evet’, Rumlar ‘Hayır’ demişti. Elbette bazen gerginlikler oluyordu ama bunları aşmak için etkinlikler, örneğin futbol maçları düzenliyorduk. İki tarafın da müzakere etmesi, ekonomik ilişkilerin desteklenmesi için çalışıyorduk. İlerleme için tarihi ve kültürleri çok iyi bilmek, farklı perspektifleri iyi dinlemek, anlamaya çalışmak ve ortak zemin bulmaya çalışmak gerekiyor. Bu bir sabır işi.” Kıbrıs izlenimleri: “Herkes çok misafirperver, yemek ve aile çok önemli. Aile İngiltere’de de önemlidir ama burada çok daha önemli. Kıbrıslılar gelenekleriyle gurur duyuyor.”
SENE 2026 - Pet Shop Boys ile🤨