YENİ ROMANTİZMİN YENİ KURALLARI
Eskiden romantik giyinmek denildiğinde zihnimizde belirgin bir görüntü oluşurdu. Dantel bir elbise, ince topuklu ayakkabılar, küçük bir çanta... Bugün ise aynı dantel elbisenin üzerine büyük bir ceket giyiliyor. İnce askılı bir slip elbise gündüz sokağa çıkıyor. Transparan bir gömlek sade bir pantolonla buluşuyor. Fırfırlı bir eteğin altında düz, hatta sportif bir ayakkabı görüyoruz. Yani yeni olan dantelin ya da transparanlığın geri gelmesi değil. Onları kullanma biçimimizin değişmesi. Romantik parçalar artık özel bir anı beklemiyor. Sabah kahvesinde, şehirde yürürken, akşam yemeğinde hayatın içine karışıyor. Bu nedenle yeni romantizm bana nostaljik gelmiyor. Tam tersine, oldukça bugüne ait. Bir dantel etek düşünün. Üzerine giydiğiniz ceket onu değiştirebilir. Ayakkabı karakterini değiştirebilir. Çanta görünümün havasını başka bir yere taşıyabilir. Aynı parça, farklı bir eşleşmeyle bambaşka bir hikâye anlatabilir.
MODA BİRAZ YUMUŞUYOR
Son yıllarda gardıroplarımızda ciddi bir disiplin vardı. Nötr renkler, sade formlar, kusursuz kesimler, güçlü omuzlar ve kontrollü görünümler... Ama insan bazen kıyafetinde yalnızca düzen değil, duygu da görmek istiyor. Belki de uzun zamandır kusursuz görünmeye o kadar odaklandık ki kıyafetlerin bize hissettirdiği şeyi biraz geri plana attık. Oysa benim için moda hiçbir zaman yalnızca siluet olmadı. Kumaşın bedendeki hareketi de, dokunduğunuzda verdiği his de, yürürken aldığı şekil de tasarımın bir parçasıdır. Bazen küçücük bir detay, çok güçlü bir siluetten daha fazla şey anlatabilir. 2026’nın feminenliği de bana böyle geliyor. Daha hafif, daha hareketli ama mutlaka daha süslü değil. Narin ama güçsüz değil.
🤨