DENİZLERDEKİ ISINMA TÜRKİYE’YE NASIL YANSIYACAK?
Pasifik’ten Türkiye’ye uzanan atmosferik bağlantının tropiklerdeki kadar doğrudan olmadığını belirten Prof. Dr. Salihoğlu, buna karşın Türkiye denizlerinin ısınan Akdeniz havzasından doğrudan etkilendiğini vurguladı.
Salihoğlu, “Bizim açımızdan ana risk, zaten ısınmış olan Akdeniz'in atmosferik sistemlere sağlayabileceği nem ve enerji miktarının artmasıdır. Uygun bir alçak basınç sistemi bölgeye geldiğinde, sıcak deniz yüzeyi aşırı yağışları ve selleri besleyen devasa bir kaynağa dönüşüyor” dedi.
SICAKLIK ARTIŞI DENİZ CANLILARI İÇİN HAYATİ BİR KRİZ
Deniz suyundaki birkaç derecelik sıcaklık artışının insan kulağına küçük gelebileceğini, ancak deniz canlıları için yıkıcı olduğunu belirten Salihoğlu, canlıların milyonlarca yıldır belirli sıcaklık, tuzluluk ve oksijen dengesine adapte olduğunu hatırlattı. Sıcaklık arttıkça canlıların metabolizmasının hızlandığını ve oksijen ihtiyacının yükseldiğini, fakat sıcak suyun fiziksel olarak daha az çözünmüş oksijen tutabildiğini vurgulayan Salihoğlu, bu durumun deniz ekosistemindeki etkilerini ise şöyle sıraladı:
Tropikalleşme ve istilacı türler: Soğuk suyu seven yerli türler daha kuzeye ya da derin sulara çekilirken; Süveyş Kanalı üzerinden gelen sıcak su kökenli tropikal türler Doğu Akdeniz’de hızla yayılıyor.
Ekosistem çöküşü ve asitlenme: Uzun süreli deniz ısı dalgaları mercan beyazlamasına ve kitlesel ölümlere yol açıyor. Benzer şekilde deniz çayırları, bentik organizmalar ve bazı plankton türleri de deniz ısı dalgalarından ciddi şekilde etkilenebiliyor. Ayrıca denizlerin emdiği karbondioksit nedeniyle ilerleyen okyanus asitlenmesi, ısınma ve oksijen kaybı ile birleştiğinde ekosistem üzerindeki baskıyı katlıyor.
Ekonomik ve gıda güvenliği riski: Balıkların dağılım alanlarının değişmesi ve geleneksel avlanma sahalarının verimsizleşmesi, konuyu bir çevre meselesi olmaktan çıkarıp gıda güvenliği ve ekonomi krizine dönüştürüyor.
İSTANBUL, İZMİR, MERSİN VE ANTALYA... KIYILARIMIZ İÇİN BÜYÜK TEHDİT
Deniz seviyesinin yükselmesinde ısınan suyun genleşmesi ile karasal buzulların erimesinin birlikte rol oynadığını belirten Prof. Dr. Salihoğlu, son yıllarda dengelerin değiştiğine dikkat çekti. 1971–2018 arasında artışın yüzde 50’si termal genleşmeden kaynaklanırken, 2006–2018 döneminde Grönland ve Antarktika’daki buz kaybının hızlanmasıyla ana kaynağın buz erimeleri haline geldiğini aktardı.
1901 ile 2018 arasında küresel deniz seviyesinin ortalama 20 santimetre yükseldiğini ve yükselme hızının yılda 2,3 milimetreden 3,7 milimetreye çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Salihoğlu, kentsel risklere işaret etti:
"20 santimetre kulağa küçük gelebilir ancak kıyı açısından ortalama deniz seviyesi yalnızca başlangıç noktasıdır. Fırtına kabarması ve yüksek dalgalar geldiğinde su eskisine göre çok daha içeriden başlıyor. Türkiye açısından İstanbul, İzmir, Mersin ve Antalya gibi yoğun nüfusun, limanların ve turizm tesislerinin kıyıda toplandığı alanlarda taşkın riskleri artıyor, deltalar ve yeraltı tatlı su kaynakları tuzlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor."
TÜRKİYE DENİZLERİ İÇİN SON DURUM
Türkiye denizlerinde anlık tek bir sıcaklık rekoruna odaklanmanın yanıltıcı olacağını ifade eden Prof. Dr. Barış Salihoğlu, esas tehlikenin uzun dönemli ısınma eğilimi olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye çevresindeki denizlerde uzun dönemli ısınma eğilimi çok açık. Biz özellikle 2024 ve 2025 yıllarında kendi denizlerimizde çok yüksek sıcaklıklar görmüştük. Türkiye için mesele artık denizlerimizin ne kadar hızlı ısındığı, hangi bölgelerin daha hassas olduğu ve bu değişime kıyı kentlerimizle, balıkçılığımızla nasıl uyum sağlayacağımızdır. Önümüzdeki dönemin asıl kritik soruları bunlardır."😐