Mesele ürünün tadı değil
Sosyal medya bu etkiyi inanılmaz şekilde büyüttü. Küresel talep öyle hızlı yükseldi ki Japonya’daki üreticiler artan talebi karşılamakta zorlanmaya başladı. Reuters’ın 2025 yılında aktardığı verilere göre Japonya’nın tencha üretimi 10 yılda 2,7 katına çıkmasına rağmen talep hâlâ çok güçlü. Sosyal medya ve genç tüketicilerin ilgisi de bu büyümenin önemli nedenleri arasında gösteriliyor. Burada gastronomi açısından çok önemli bir ders olduğunu düşünüyorum: Bazen trend olan şey ürünün tadı değil, ürünün etrafında yaratılan dünyadır.
Matcha gerçekten bu kadar lezzetli mi? İşte benim için asıl soru burada başlıyor. Çünkü ilk kez kaliteli bir matcha’yı yalnızca sıcak suyla içen birçok insanın tepkisi muhtemelen şu olacaktır: “Ben bunun nesini seviyorum?” Matcha’nın kendine özgü bitkisel, otsu, hafif acı ve güçlü bir umami karakteri var. Özellikle düşük kaliteli bir matcha oldukça sert ve rahatsız edici bile olabilir. Bu nedenle bugün matcha’yı sevdiğini söyleyen milyonlarca insanın aslında matcha’yı değil, matcha latte’yi seviyor olması mümkün.
Çünkü içine süt giriyor. Şeker giriyor. Vanilya giriyor. Çilek giriyor. Beyaz çikolata giriyor. Ve ortaya geleneksel Japon matcha’sından oldukça farklı bir ürün çıkıyor.
Ama bence bunda yanlış bir şey yok. Gastronomi zaten biraz da böyle gelişiyor. Bir kültüre ait çok eski bir ürün başka bir ülkeye gidiyor, başka damaklarla karşılaşıyor ve sonunda bambaşka bir şeye dönüşüyor.
Bugün Kyoto’daki geleneksel bir çay seremonisinde içilen matcha’yla İstanbul’da elinde strawberry matcha latte’yle yürüyen genç bir tüketicinin deneyimi neredeyse iki farklı dünya. Ve belki de matcha’nın başarısı tam olarak burada yatıyor.
Matcha’nın başarısının ikinci önemli ayağıysa sağlık algısı. Matcha; kateşinler, polifenoller ve farklı bitkisel bileşenler içeriyor. Normal demlenmiş çaydan farklı olarak yaprağın öğütülmüş hali tüketildiği için çayın kendisini de tüketmiş oluyoruz. Bu özellikleri matcha’ya son derece güçlü bir ‘sağlıklı yaşam’ imajı kazandırdı.
Fakat burada küçük bir çelişki var. Matcha’nın kendisi sağlıklı özelliklere sahip olabilir ama içine bol miktarda şeker, şurup, krema koyduğumuzda ortaya çıkan ürün için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bence tüketicinin önümüzdeki yıllarda daha fazla sorgulayacağı konulardan biri de bu olacak. Peki, matcha modası bitecek mi? Ben matcha’nın kaybolacağını düşünmüyorum. Ama ‘matcha çılgınlığı’nın biteceğini düşünüyorum.