MAKİNEDEN YARDIM İSTİYORLAR
Belki de raporun bizi en fazla rahatsız etmesi gereken sorusu da “Çocuk neden makine ile dertleşiyor?” Bir genç sıkıntısını bir algoritmaya anlatıyorsa yalnızca teknolojinin başarısını değil, insanın yokluğu da konuşulmalı. Evde onu dinleyecek ebeveyn yoksa, okulda öğretmeni ya da psikolojik danışmanı ya işyükü ya da yeterince iletişim kuramadığı için anlamıyorsa o da makineyle dertleşiyor. İçindeki duygusal boşluğu yapay zekâ ile dolduruyor. Raporda da açıkça vurgulandığı gibi, gençlere makine yerine insanı erişilebilir kılmadan getirilecek yasakların veya sınırlamaların başarılı olmasını beklemek gerçekçi değil.
YENİ TEHDİT: DİJİTAL DİKTATÖRLÜK
“Dijital Diktatörlük” kavramına ayrı bir yer ayıran rapora göre; modern düzen bireylerin dijital ayak izlerini sadece kaydetmekle kalmıyor, bu izlerden yola çıkarak geleceği tahmin ediyor ve kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendiriyor. İnsan, böylece davranışları ölçülen, sınıflandırılan ve yönlendirilen bir veri nesnesine dönüşüyor. Literatürde bu durum “dijital diktatörlük” ya da “tekno-otoriterlik” olarak tanımlanıyor. Buna göre yeni düzen gündelik hayata sessizce sızarak toplum hakkında büyük ölçekte veri topluyor ve kitlelerin gerçeklik algısını fark etmeden biçimlendiriyor. Yapay zekâ altyapısının az sayıda küresel şirketin elinde toplanmasının insanlığın geleceğine yönelik ciddi bir tehdit olarak görülmesi gerektiği vurgulanıyor.
YASAKLAMAK ÇÖZÜM MÜ
Bu kadar risk barındıran bir şeyi yasaklamak çözüm mü? Hayır. Çünkü çocuk ve gençler yapay zekâyla çoktan tanıştı. Artık “Kullansınlar mı, kullanmasınlar mı?” tartışmasını geride bırakmalı. Sorulacak tek şey şu: Nasıl kullanacaklar? Dünyadaki örnekleri de iyi incelemeli. Rapor özetle şunu söylüyor: Güney Kore’nin büyük umutlarla başlattığı “Yapay Zekâ Dijital Ders Kitabı” uygulaması; hatalı bilgi, ekran süresi ve öğretmenlerin artan işyükü gibi kaygılar nedeniyle tepki gördü ve zorunlu olmaktan çıkarıldı. Okulların yalnızca yüzde 32’si sürece dahil oldu. İsveç ise 2023’te okullarda ekran süresini sınırlama yoluna gitti. Demek ki sınıflara daha fazla ekran koyarak değil, iyi bir eğitimle yol almak gerekiyor.