VE BÜYÜK TAARRUZ
Evet; İşte böyle bir ruh durumuyla Büyük Taarruz günlerine dönüyorum.
Yine Afyonkarahisar, Çay, Eskişehir hattını otomobille geçiyorum.
Tınaztepe’den top seslerini...
Çiğiltepe’den Albay Reşit Bey’in emriyle yükselen “Allah Allah” nidalarını duyar gibi oluyorum. Ve 30 Ağustos’un ertesi sabahı.
Bakın Mustafa Kemal nasıl anlatıyor: (Günümüz Türkçesi’yle)
“Gerçekten öğleden sonra düşman ateşten bir çember içine alınmıştı.
Gözlerimle görüyordum; düşman şaşkınlık belirtileri gösteriyordu.
Kuzeye, doğuya, batıya ve güneye kaçmaya çalışıyorlardı. Her taraf ateşle kapanmıştı.
Aynı zamanda piyadelerimiz ateş etmeyi bırakarak süngülerini taktılar ve bir an önce düşman mevzilerine girmek için saldırdılar.
Bu son durumdan iki buçuk saat sonra süngülerimiz düşmanın göğsüne girmiş ve mesele çözülmüş bulunuyordu.
Aynı zamanda gece oluyordu. Sanki gecenin karanlığı, bu pek feci manzarayı dünyanın gözlerinden saklamak için acele ediyordu.
Arkadaşlar, bu savaş alanını ertesi gün gezdiğim zaman üzüntüden kendimi alamadım. Bir asker için, herhangi bir asker için bu manzara üzüntü vericidir.
Fakat Allah’ın bunu onlara mukadder etmiş olmasına göre, burada bu duruma düşenler asker değildir. Bunlar her halde caniler ve katillerdir.”
Atatürk’ün bir komutan olarak gördüğü bu feci manzara karşısında üzüntüsünü dile getirmesi beni her okuduğumda çok etkilemiştir.
Bu her şeyden önce insan olmanın tarihi belgesidir.
1071’de Alparslan’ın açtığı Anadolu kapısından;
İşgalci düşmanlara, çıkış kapısını gösteren;
Ve böylece Kurtuluş Savaşı ve medeniyet mücadelesini gerçekleştiren;
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile;
Samsun’dan, İnebolu’dan takalarıyla silah taşıyan evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyor;
Önlerinde saygıyla eğiliyorum.
Nice zafer bayramlarına...
NOT: Mustafa Kemal Atatürk’ün 4 Ekim 1922’de TBMM’nin açık oturumunda, Büyük Taarruz’u ayrıntılarıyla anlattığı 30 Ağustos akşamı ve 31 Ağustos’ta gezdiği savaş alanını tarifi.
BURASI FETHİYE YAZIKLAR OLSUN
Zafer Bayramı dedik. Kurtuluş dedik. Şehitlerimiz dedik. Ama ben de bu fotoğrafı görünce dedim ki...
Ey izmaritçiler, ey mangalcılar, ey dikkatsizler, ey altyapısı olmayan kaçak yapılara enerji veren dağıtım şirketleri...
Böylesine fırtınalı bir günde mangal yakıp, izmarit atanlar... Yazıklar olsun. Bu cennet Fethiye’ye yaptığınıza bakar mısınız?
Cennete cehennemi düşürdünüz.
Sayın Valim İdris Akbıyık, sizin ne kadar özveriyle mücadele ettiğinizi biliyorum.
Kavurucu rüzgârların estiği şu fırtına günlerinde yasaklayın lütfen şu mangalları.
Fethiye cennetine cehennemi getirdiler.