MACRON’A AB MEKTUBU
Dosyanın ikinci ayağı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a 26 Ağustos’ta gönderilen açık mektup. Mektup, 27 Ağustos’ta Fransız parlamenterler ve Avrupa medyasına da gönderildi. Avukat Sarıibrahimoğlu ile Rana Faytrouny’nin imzasını taşıyan mektupta, Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerindeki siyasi ve hukuki konum tartışmaya açılıyor. Mektuptaki temel mesaj şu: “Ayrıcalıklı ortaklık, Türkiye’ye sunulan üyelik perspektifinin tek taraflı alternatifi olamaz.”
Bu görüşün dayanağı olarak Ankara Anlaşması’nın 28. Maddesi gösteriliyor. Mektupta “ayrıcalıklı ortaklık” yerine egemen eşitlik, karşılıklılık ve uluslararası hukuk temelinde bir “eşit stratejik ortaklık” öneriliyor.
İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ
Türkiye ile Fransa arasında Doğu Akdeniz’den Afrika’ya uzanan yeni bir işbirliği modeli kurulması isteniyor. 2025’teki 21,8 milyar dolarlık ticaret hacmi, Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 1.500 Fransız şirketi ve Türkiye’nin Afrika’daki diplomatik varlığının genişlemesi de bu önerinin ekonomik ve siyasi dayanakları arasında gösteriliyor.
HUKUK BRÜKSEL’İ BAĞLAMIYOR MU
Bir dosyada vize uygulamaları, diğerinde Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin geleceği var. Ancak iki dosyanın sorduğu soru aynı:
AB, Türkiye’den uluslararası yükümlülüklerine uymasını isterken, kendisini bağlayan anlaşmalara da aynı hukuk anlayışıyla uyuyor mu?
Brüksel’in Türkiye’ye yıllardır verdiği mesaj belli: “Hukukun üstünlüğü.”
Şimdi, bir Türk avukat ve bir Türk hukuk öğrencisi vatandaş aynı soruyu Avrupa’ya yöneltiliyor: Hukuk Türkiye’yi bağlıyor da Brüksel’i bağlamıyor mu?
BAŞVURUNUN OLASI SONUÇLARI
AVRUPA Ombudsmanı bir mahkeme değil. Ancak başvuruyu incelemeye alır ve Komisyon’un tutumunda “kötü yönetim” tespit ederse, Brüksel üzerinde önemli bir baskı oluşabilir. Süreçte ortaya çıkacak resmi yazışmalar ve Komisyon’un gerekçeleri, ileride başvurulabilecek başka hukuki yollar bakımından da önem taşıyabilir. Hukukçulara göre ikinci başvurunun doğurabileceği üç kritik hukuki senaryo bulunuyor: 1- “Kötü Yönetim” (Maladministration) tespiti: Ombudsman başvuruyu haklı bulursa, Komisyon’un idari görevini ihlal ettiğini resmen tescil eder ve Brüksel üzerinde devasa bir şeffaflık baskısı oluşturur.
2- Adalet Divanı’nda dava yolu: Ombudsman incelemesinde ortaya çıkacak resmi tutanaklar ve idari yazışmalar, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) önünde açılabilecek olası bir eylemsizlik veya tazminat davası için en güçlü hukuki delil zeminini hazırlar.
3- Kazanılmış Hakların Sınırı Netleşir: ABAD’ın geçmişteki Savaş, Soysal ve Demirkan kararlarındaki hakların Komisyon tarafından keyfi biçimde daraltıldığı resmen kayıt altına alınmış olur.