SÜREÇ KUSURSUZ İLERLİYOR: “BUNA ‘SENARYOLU ÖRGÜT DOLANDIRICILIĞI’ DİYORUZ”
Bu olayların hiçbir şekilde amatörce değil, tiyatro düzeyinde kurgulanmış bir operasyon şeklinde yürütüldüğünü ifade eden Ceren Küpeli,
“Buna ‘senaryolu örgüt dolandırıcılığı’ diyoruz ve her failin belirli bir rolü oluyor. İkincil dolandırıcılıklarda önce ‘iyi haberci’ arıyor: ‘Paranızı bulduk, iade süreci başladı!’ Ardından sahte bir ‘avukat’ devreye girip dava masrafı istiyor. Sonra bir ‘banka görevlisi’ transfer için işlem ücreti talep ediyor. Tüm bu iletişimler, sahte evraklar, sahte kurumsal numaralar, taklit edilmiş resmî e-postalarla destekleniyor”
dedi.Bu çok katmanlı kurgunun tek bir amacı olduğunu söyleyen Küpeli, “Mağdurda
‘bu kadar çok kişi ve resmî evrak yalan olamaz’
algısı yaratmak. Oysa perde arkasında hepsi aynı ekip, hatta aynı insan; sadece farklı telefon numaraları. Daha önce sizinle gerçekleştirdiğimiz bir haberde kriminal detaylarını aktardığımız
‘Bukalemun Kimlik’
dolandırıcıların imzasıdır. Dolandırıcılar karşısındaki mağdur neye güven duyacaksa onu ölçüp o kimliğe bürünürler. Örneğin yaşlı bir mağdura; oğlunun polis arkadaşı, eğitimli bir mağdura hukukçu, panik hâlindeki birinin karşısına güven veren bir ‘yetkili’ olarak çıkarlar. Dolandırıcı kimlikleri, mağdura göre değişen bir kostümdür” ifadelerini kullandı.
BU TİP DOLANDIRICILIKTA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ? HANGİ İŞARETLER ÖNEMLİ?
Bu soruma Ceren Küpeli, "İkincil dolandırıcılıklar yönünden; mağduriyetiniz akabinde, siz herhangi bir bilgi paylaşımı veya yasal başvuru yapmadan; ‘kendiliğinden’ size ulaşarak paranızı geri almanız için peşin ödeme isteyen kişilere şüpheli yaklaşılması gerekli. Bu noktada öncelikle şüphenizi çekmesi gereken kısım; dolandırıldığınızın bu kişilerce nasıl öğrenilmiş olduğu” cevabını verdi. Ayrıca Küpeli, şüphe uyandırması gereken üç işarete dikkat çekti.
1- Sizi arayan kişinin kendisini avukat, savcı, banka çalışanı veya başka bir resmî görevli olarak tanıtması
Gerçek bir adli süreç, sizi telefonla arayan bir kişinin yönlendirmesiyle başlamaz. Özellikle telefonda kendisini avukat, savcı, polis, banka yetkilisi ya da başka bir resmî kurum çalışanı olarak tanıtan kişilere karşı dikkatli olun. Size bir işlem yapmanız, para göndermeniz veya kişisel/bankacılık bilgilerinizi paylaşmanız yönünde baskı kuruluyorsa, görüşmeyi sonlandırın ve ilgili kurumun resmî iletişim kanallarından kendiniz doğrulama yapın.
2- Komisyon, vergi, bloke kaldırma bedeli, sigorta veya benzeri gerekçelerle acil ödeme talep edilmesi
Para iadesi, tazminat veya bir alacağın tarafınıza ödenmesi sürecinde; komisyon, vergi, bloke kaldırma ücreti, sigorta bedeli gibi gerekçelerle, özellikle de ‘acil’ koduyla sizden ödeme istenmesi ciddi bir şüphe işaretidir. Dolandırıcıların, bu ödemelerin mantıksızlığını gizlemek için farklı yöntemlere başvurduğunu görüyoruz. Bunlardan biri de yabancı ülkelerdeki banka hesaplarını göstererek, ‘Bu ülkede para iadesi yapılabilmesi için ön ödeme gerekiyor’ gibi gerçeğe aykırı gerekçeler sunmaları. Bir ödemenin gerçekten gerekli olup olmadığını, yalnızca karşı tarafın sunduğu belge, hesap bilgisi veya açıklamalara dayanarak kabul etmeyin. Süreci bağımsız ve resmî kanallardan doğrulayın.
3- Aciliyet ve baskı oluşturularak ödeme yapmaya zorlanmanız
Bugün ödeme yapmazsanız paranızı bir daha alamazsınız’, ‘Son fırsat’, ‘Dosyanız kapanacak’ veya ‘Hemen işlem yapmanız gerekiyor’ gibi ifadelerle sizi çaresiz ve baskı altında bırakmaya çalışıyorlarsa, bu da önemli bir alarm işareti. Burada şüphe duygusu, çoğu zaman küçümsenen ancak bizi tehlikeye karşı uyaran çok kıymetli bir iç alarm. Mağdurların önemli bir bölümünde, süreç içerisinde bir şeylerin yanlış olduğuna dair şüphe oluşmasına rağmen işlemlere devam edildiğini görebiliyoruz. Oysa şüphe duyduğunuz anda yapılabilecek en doğru şey, işlemi durdurmak ve karşı tarafı araştırmak.
“PARA BANKA ÜZERİNDEN GÖNDERİLDİYSE İLK SAATLER KRİTİK”
Peki, mağdur hukuki olarak nasıl bir yol izlemeli? Kaybını geri alabilir mi?
“Vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığı’na ya da en yakın kolluğa suç duyurusunda bulunulmalı” diyen Ceren Küpeli, “Tüm dijital deliller (mesajlar, arama kayıtları, dekontlar, IBAN ve kripto cüzdan adresleri, ekran görüntüleri, sahte evraklar) hiçbiri silinmeden saklanmalı ve yasal başvuru esnasında sunulmalı” dedi.
“Para banka üzerinden gönderildiyse ilk saatler kritik” uyarısında da bulunan Küpeli, “Hızlı başvuruyla bankadan bloke ve ters ibra talep edilebilir. Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık, TCK’da nitelikli dolandırıcılık sayılıyor ve daha ağır ceza öngörüyor; ceza davasının yanında maddi ve manevi tazminat davası da açılabiliyor, failin malvarlığına ihtiyati tedbir konulabiliyor. Kripto ve yurt dışı bağlantılı vakalarda MASAK bildirimleri ve uluslararası adli yardımlaşma (MLAT) mekanizmaları devreye giriyor. Paranın geri alınıp alınamayacağı, faillerin ve varlıklarının izinin sürülebilmesine bağlı; bu yüzden en belirleyici faktör hız ve doğru delil yönetimi” şeklinde konuştu.